Hattakiler;

-Cuma günü camilerde adları zikredilmeli. Yalnız Camilerde değil, fabrikada, kışlada, her yerde.

-Kahvelerde de.

-Her yere kahvelerde dahil, ayrı tutmuyorum.

-Kahvelerde konuşuyorlar, hem de ne biçim.

"Herkes gibi savaşa karşı olduğunu" söyleyen;

-Ekranlardan göstermeleri hoş değildi, katılmıyorum. Diktatörlük rejiminin temsilcileri bile olsa, Cenevre Sözleşmesi...

-Yav, sen ne dangalak adamsın!

 -Hişşş!.

-Hakaret ediyor.

-Okumamış Taşlıtarlalı sakin ol... Biraz sonra.

-Bombardıman sırasında Irak televizyonunda Amerikan askerlerinin görüntüleri yayınlandığında da karşı çıkmıştım "Cenevre Sözleşmesine göre, savaş esirlerinin bu şekilde görüntülerinin yayınlanması yasak" demiştim yanımdakilere. Bu konuda taraf tutmuyorum, ayrımcılık yapmıyorum.

-Her türlü ayrımcılığa karşısınız.

-Evet.

-Irak televizyonunda, kendilerine  "Ne işin var senin bu topraklarda? Seni küçük aptal seni. Okyanusun öbür tarafından buraya, haritanın üzerinde yerini bulamadığın Irak'a gelip, incir çekirdeğini doldurmaz akılcığınla medeniyetlerin beşiğinde bize medeniyet öğretmek sana mı kaldı? İnsanlığını beşiğini 4.5 milyar yıl temizlenmesi mümkün olmayan radyosyon zehiriyle doldurdun, şimdi şuracıkta seni pare pare etsem ne lâzım gelir " benzeri sorular sorulmadan, Amerikan işgal askerlerinin görüntüleri gösterildiğinde Cenevre Sözleşmesine göre karşı çıkarken, peki nerede "Irak devletini ihanet şebekeleriyle yıkmaya gelmiş Amerikan işgal askeri bile olsa..." girişi?

-?

Hattakilerden birisi;

-O zaman hem Irak'ın yanında  hem de Türkiye'nin parçalanmasının karşısında yer alıyormuş gibi olur...

-Taşlıtarlalı biraz sonra dedim değil mi. Raid bitirsin ondan sonra.

 "Herkes gibi savaşa karşı olduğunu" söyleyen;

-Ama en iyi diktatörlük bile en...

-Biraz sonra dedim, siz de susun, dinleyin. Raid?

-İsrailli gazeteci İsrail Şamir'in yazısıydı. Ve;



"İnayeti ve merhameti en bol olan Allah'ın adıyla


Allah'ın selâmı, merhameti ve inayeti üzerinize olsun.


İnananlar arasında Allah'a verdikleri sözü tutanlar gerçek insanlardır. Bazıları mükellefiyetlerini yerine getirdi, bazıları hâlâ bekliyor, fakat zerre kadar değişmediler.

Asil halk, kahraman silâhlı kuvvetlerimizin safları dahilindeki yüce insanlar: Allah'ın selâmı, merhameti ve lütfu üzerinize olsun.

Kardeşlerim, evlâtlarım, size acımı ifade ediyorum ve size güzel haberler getiriyorum. Bu, Allah rızası için dürüst her inananın arzusudur ki bir diğer şehit grubunun ruhları onları yaratana yükseldi.

Onlar şimdi merhamet sahibi Allah'ın misafirperverliğinde, dürüst olanı, şehitleri ve Allah'ı memnun etmiş olanları birlikte ağırladığı Cennetin olduğu yerde, semada yeşil kuşlar.

Bu grup, Allah'ın muradına taraf olarak girdikleri cihatta doğruluklarını ve inançlarını ispatlayan, hayatlarını feda eden bütün dürüst şehitler gibi, sadık, dürüst, sözlerine ve yeminlerine, önce Allah'a sonra size bulunduğumuz vaatlere ve ettiğimiz yeminlere vefalı olduklarını göstermiş oldu.

Kendimizi, paramızı ve çocuklarımızı, Allah'ın muradına, vatana, halka ve millete taraf olarak, iman esasına dayalı cihatın yakıcılığında feda etmeye yemin ettik.

Sevgili Iraklılar, kardeşleriniz Uday ve Kusay ve Kusay'ın oğlu Mustafa Allah'ı memnun eden, dostu mutlu kılan, düşmanı öfkelendiren bir tavırla inançdan yana taraf oldular.

Musul'da, Umm-el Rimah'da cihat meydanına çıktılar, ardından düşmanla kahramanca savaşa durdular ki 6 saat dayandılar.

Onlara karşı her tip silâhla seferber olan saldırganlığın orduları, bulundukları eve ancak uçaklarla saldırdıkları zaman onlara zarar vermeyi başarabildi.

Böylece, bugünler, göz alıcı, gerçek, sadık ve şanlı geçmişin devamı olsun diye, Allah'ın onunla Hüseyin ailesini şereflendirdiği bir tavrı benimsediler.

Bizi rızası için onların şehadetiyle şereflendirdiğinde, takdirinden ötürü Allah'a şükrettik.

Kadiri Mutlak Allah'a onlardan ve O'nu cihat çizgisinde imanlı duruşlarıyla memnun eden bütün dürüst şehitlerden razı olmasını niyaz ediyoruz.

Kardeşler, sadık ve iman sahibi halkımızın ve şanlı ulusumuzun evlâtları, biz evlâtlarımızı bu değerler için kurban olarak sunduktan sonra, bir defa daha Allah'ı şahit tutarak söylüyorum ki, hayatlar ve mal-mülk Allah'ın rızası, Irak ve milletimiz için feda olunmalı.

Saddam Hüseyin'in Uday ve Kusay'dan başka 100 çocuğu daha olsaydı, Saddam Hüseyin onları aynı yolda feda ederdi.

Bu, âdil davranmanın zorunlu kıldığı, iman ve şevkin manalarının icap ettirdiği ve gaspedilmiş hakkın, onun sadık savunucularından, esasların, sözlerinde ve yeminlerinde samimi savunucularından dilediği bir vazifedir. Kaçınamayız, lâkin onlardan biri olacağız.

Bunu, Allah'ı hoşnut kılmak, halk ve tarih için yapıyoruz. Bizim için takdir ettiğinden ötürü Allah'a şükürler olsun.

Bizi onların şehadetleriyle şereflendirdi. Allah'ı razı kıldıktan sonra mükâfatımız, Irak'ta şevk sahibi evlâtlar ve gençler, şanlı milletimizin evlâtları ve yüceliği sürsün diye şehitlerin kanı  ve Allahü Ekber bayrağıyla korunmuş esaslar olacak.

Allah büyüktür, şeref ve cennet inancın şehitlerine, Irak'ın ve milletin şehitlerine. Allah büyüktür ve şeref şehitlere.

Yaşasın şanlı milletimiz; yaşasın Irak; yaşasın Irak; yaşasın denizden nehire hür ve Arap Filistin.

Kepazelik Siyonizme, kahrolsun Siyonizm. Yaşasın cihad ve mücahitler.

Kepazelik iki yalancıya, yardımcılarına ve ajanlarına.

Hakkın esasları fışkırıp büyüyecek, yüceltilmeye devam edilecek, hep olduğu gibi... şehitlerin kurban olduğu yerde.

Eğer Uday, Kusay, Mustafa ve onlarla birlikte diğer bir mücahidi katlettiyseniz, bizim ulusumuzun bütün gençleri, Irak'ın bütün gençleri cihad meydanlarında Uday, Kusay ve Mustafa'dır.

Allah büyüktür ve şeref Allah'a ve inananlara. Allah büyüktür, Allah büyüktür"




Devam eder

dolun__ay@hotmail.com