Hattakilerden;

-Konuk demokrat kadının istediği bu mu? Bunumu istiyor?

-Efendim?

-Yani ABD'de süren korkunç demokratik baskı rejimini mi?

-Knock my socks off!

-Joe?

-Allahsız tospağa. Resimleri götürmüş.

-?

-Bir televizyon teknisyeni Irak'tan 12 tane yağlı boya resim çalmış. Ancak ABD'ye girerken, Waşington yakınlarında, Dulles International Airport Havaalanında gümrükte yakalanmış.

-Bağdat'ta binlerce yıllık sanat eserlerini yağmaladıkları müzelerden mi çalmış?

-Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in oğlu Uday'ın evinden çalmış.

Hattakiler;

-Özelleştirmiş yani.

-Uday'ın evinden 12 tane yağlıboya resim "özgürleştirmiş" demek istedi.

-Sanat meraklısı Amerikalılara satmak üzere ABD'ye yeniden yapılandırırken mi yakalanmış?

-Aynı şey. Biri ekonomik, diğeri felsefi, ikisi de çoğu durumda yağmacılığın kod adı.

-Saldırının kod adında da kullanıyorlar, dikkat etmediniz mi? "Operation Iraqi Freedom" aslında "Operation Iraqi Liberation" için düşünülmüş bir kod ad. A, okuduğum yeri hatırlamıyorum.

-Saddamcı Atatürkçülerin İnternet "Konuşmaları"nda. Fakat orada "Operation Iraqi Liberation" adı, kod adı olarak geçiyor.

-Öyle mi?

-Meselâ "Saddamcı Atatürkçü" tabiri de bir kod adı. "Türkiye Cumhuriyeti devleti tam bağımsız, milli, sosyal bir devlet olmasında, sadece 'laik-demokratik', yani ve de isterse Born-Again Christian mezhebi sömürgesi olsun" diyen Amerikan Propaganda Makinesi lisanında tam bağımsız, millici, sosyal devlet yanlısı, yani gerçek Atatürkçü, yani anti-sömürgeci Atatürkçülüğün kod adı meselâ.

-Bunu biliyorum, "Bushçu Atatürkçü" Türk gazeteleri yazdı... Televizyonlar bile gösterdi.

-
Bir dakika şamata etmeyin de anlayalım hele. Joe, hangi televizyona mensup bu teknisyen?

-6 yıldır FOX televizyonunda çalışıyormuş.

-
Nasıl açıklamış peki durumunu? "Dolaşırken kumların üzerinde buldum, çölde tesadüf ettim" dememiştir herhalde

-Tabloları Irak vatandaşları vermiş.

-
Nasıl vermişler? "Biz kendimizi yönetemiyoruz, sen en iyisi bu 12 adet tabloyu al, biz zaten Arabız" mı demişler? "

-Gazeteden okuyorum bende. Curt Anderson'un haberine göre, Tabloları Irak vatandaşları vermiş. O da "dekorasyon" malzemesi olarak kullanmak için muhafaza altına almaya karar vermiş. Hatta "dekorasyon" malzemesi olarak kullanmak için muhafaza altına almaya karar verirken, tablolardan bir tanesini de bir arkadaşına vermeyi plânlamış.
Haberde tabloları  dekorasyonunda kullanmayı plânladığı yerin neresi olduğunu, evinimi yoksa televizyondaki odasını mı dekore ederken kullanmayı plânladığını açıklayıp açıklamadığına değinilmiyor. Benjamin James Johnson adında ki bu teknisyenin bavulunda 40 tanede çalıntı devlet senedi bulunmuş. Senetler Irak Cumhuriyeti Devleti'ne ait.

Hattakiler;

-Hah, özelleştirmiş işte bak... Türkiye'deki medyada da var böyle gazeteciler.

-Gazeteci değil, teknisyenmiş.

-Biri kameranın önünde, diğeri arkasında...Ne fark eder ki?

-Ne biçim teknisyen, gazeteci bunlar

Joe;

-"Embedded-journalist".

Hattakilerden;

-"Inbedded?"

-"Embedded". Yani Irak Cumhuriyetine saldıran Amerikan güçleriyle birlikte olan gazetecilerin adı.

-Şahsa ait değil yani.

-Genel. Bunları kursa alıp, bir güzel programdan geçiriyorlar. Yemek yemekten duş almaya kadar, 24 saat Amerikan deniz piyadeleriyle yatıp kalkıyorlar. Emirlere uymak zorundalar.

-
Yat dedin mi yat, kalk dedin mi kalk.

-Evet. Saldırı sırasında da haberleri sansüre tabidir.

-Bunlar, "Tanrım, nasılda kaçıyorlar? Tavuklar gibi kaçıyorlar. Kameraların görüş alanı dışında kaldığından sizler göremiyorsunuz. 30 yıldır ülkesini yoksulluk içinde bırakan bir diktatörün 'şok ve dehşet' rejimi yıkılırken, on binlerce Bağdatlı balkonlarda, meydanlarda, onları özgürlüklerine kavuşturan Amerikan askerlerine sevgi gösterilerinde bulunuyorlar. Çılgınca dans ediyorlar, kendi dillerinde "hoşgeldiniz!" diye bağırıyorlar. Arapça bilmiyorum fakat şu genç adam belliki "Neredeydiniz!" diye el sallıyor!. İşte burdayız genç adam. Bu ne sevinç, bu ne hasret, bu ne özgürlüğe susamışlık... Genç adam onlar için hayatlarını tehlikeye atan Amerikan askerlerini öpüyor. Aman tanrım! Pencereden yarı beline kadar sarkmış şu insanları bir görseniz! Ah, herkes gibi benimde Amerikan askeri olmak varmış diye haykırasım geliyor! Kameraların görüş alanı dışında kaldığından göremiyorsunuz, fakat burada Bağdat'ın kalbinde tarih yazıyoruz!" diye bağıranlar, programdan geçirilmiş olanlar değil mi?

-Evet.

-
Yayından önce bana bahsettiğin bir örnek vardı. Onu okusana, hattakiler, dinleyiciler de duysun. İngilizce olarak oku.

-İngilizce olarak mı? İngilizce konuşma demiştin.

-
Kendi dilinde tam olarak öyle dediği anlaşılsın diye, önce İngilizcesini oku... Arkasından tercüme edersin.

-Peki...“I am surprised at how little resistance we are encountering they’re like Turkish soldiers, no fighting ability at all”...


Hattakilerden biri;

-
He's got his head up his ass. Kim bu "Geceyarısı Ekspresi"?

-Greg Kelly.  FOX Televizyonundan.


Devam eder



dolun__ay@hotmail.com