İftarla Sahur Arası...
 
"Vurgulayan Vurgulayana"
 
 
-"... Babam, 'Afrika zaten çok sıcak bir yer' deyince elektrikli battaniye göndermekten vazgeçtim. Bir apartmandan bir apartmana gizli polisten izin kâğıdı almadan gidememen ne fena. Sokakta birisine izinsiz selâm vereni yakalayıp, zindana atıyorlarmış. Zindanın tavanında kirli, çatlak bir ampul asılı olurmuş hep, babam söyledi... 'Niye?' diye sordum, 'Midnight Express' filminden hatırlamadın mı? Biz özgür ve zengin bir ülkeyiz, orada yaşayan kötü adamlar ise hem kıskanç, hem de nefret dolu olurlar' dedi. Hem de Teksas-Alaska petrollerine göz dikmişler. Büyüyünce başkan olucam, size istemediğiniz kadar özgürlük getiricem, yardım da edicem, için rahat olsun. O ambargo size değil, kötü adamlar içinmiş. Babam televizyon kanallarından öğrenmiş. Annem de öyle... Ambargo drammış ama size daha fazla kötülük yapmasınlar diye bir yardım tedbiriymiş.
 
Sevgili Raid, babam, 'ambargo dramı nedeniyle belki mağazalarda Teddy Bear kalmamıştır' dedi. Sakın üzülme olur mu, gönderiyorum. Geçen sene Christmas'da büyük annem hediye etmişti, bir hafta oynayıp bodruma kaldırmıştım, yeni sayılır"...
 
-?
 
-Dört-beş gece önce,  "Bağdat'tan Ankara'ya, Diyarbakır'dan Istanbul'a, Merkezdoğu'dan Amerika kıtasına hemen her yerde bulunan, kutuplardan bilmem nereye adı duyulmadık kenar köşe kalmayan bu 'Dirty Harry' hem kim bir bakıma?" diye bahsi geçmişti ya, 17 Ocak 1991 Saldırısında ana karnındaki o 'Dirty Hary', babası Kaliforniya'da yaşayan Mike'ın mektubunda adı geçen bu Raid'in küçük kardeşi... Asker olan büyük ağabeyi aynı saldırıda Amerikalı istilacıların çölde buldozerlerle açtıkları toplu mezarlara diri diri gömülen Raid şimdi 19 yaşında... Vurgulamak istedim.
 
Joe;
 
-"Until we go through it ourselves, until our people cower in the shelters of New York, Washington, Chicago, Los Angeles and elsewhere while the buildings collapse overhead and burst into flames, and dead bodies hurtle about and, when it is over for the day or the night, emerge in the rubble to find some of their dear ones mangled, their homes gone, their hospitals, churches, schools demolished -only after that gruesome experience will we realize what we are inflicting on the people of Indochina..."
 
Yazar William Shirer 1973'de söylemiş. Kısaca, "Aynı tecrübeden geçmedikçe anlayamayız" diyor. "Halkımız Waşington'da, Şikago'da, New York'da, Los Angeles'da binalar alevler içinde tepelerine çöküp, ölü bedenler etrafa saçılırken sığınaklarda korkuyla büzülüp, bekleşmedikçe, ardından evlerini yıkılmış, sevdiklerini yıkıntılar içinde paramparça olmuş, hastanelerini, kiliselerini, okullarını harabeye dönmüş bulmadıkça" anlayamayız... "ancak böyle korkunç bir tecrübeden sonradır ki Hindiçin halkına yaptığımız zulmün bilincine varacağız" diyor. Ben de bunu vurguluyorum.
 
O.T;
 
-Evet... Sahur zamanı... Marş marş. Tepesine gece gündüz vurulup yassıltılarak Bağdat-Ankara-Kâbil arasına sıkıştırılan üçgenin adının 'Anglo-Amerikan terörist-sömürgeci üçgeni' olduğunu bi daha hatırlatıp vurgulayan gecenin pelesengiyle; "Bütün Savaşların Anası"
 
Devam eder...


dolun__ay@hotmail.com