"Irak Devleti ile BM arasında varılan anlaşmaya rağmen, ABD'nin Irak Cumhuriyeti Devletine yönelteceği bir askeri saldırı, tek bir projenin adımı olarak aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli-ulusal yapısını, siyasi birliğini parçalamaya yönelik bir saldırı olarak görülecektir"


29 Ekime Doğru...



-Siyasi-idari yapıyı değiştirmek maksadıyla vatan topraklarını işgal eden veya işgal tehditinde bulunan dış düşmana karşı vatanın bağımsızlığını, milletin bütünlüğünü korumak yerine teslim olan bir devletin, merkezi otoritenin, milli iradeyi temsil keyfiyeti, düşmana teslim olduğu anda ortadan kalkar.

İşgalci konumunda olan veya işgal tehditinde bulunan dış düşmana direnmeyen bu aciz idarelere, "işbirlikçi, kukla idareler", faaliyetlerine de, "vatan hainliği, işbirlikçilik" denir.

Siyasi-idari yapıyı değiştirmek maksadıyla vatan topraklarını işgal eden veya işgal tehditinde bulunan dış düşmanla, onun güdümüne girmiş aciz "işbirlikçi kukla idare"ye karşı savaşan kuvvetlere ise, hepsi aynı  anlamagelmeküzere,"milliyetçi...Vatansever...Yurtsever...Millici...Milli Kurtuluşçu... Kuvayı Milliyeci", yürüttükleri faaliyetlere de, yine aynı anlama gelmek üzere, "Milli Mücadele, Milli Kurtuluş Savaşı, Bağımsızlık Savaşı, Kurtuluş Savaşı" adı verilir.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, siyasi-idari yapıyı değiştirmek maksadıyla vatanımızı işgal eden dış düşmana, başta İngiltere olmak üzere, Yunanistan'a, Fransa'ya, İtalya'ya, teslim olan 1920'lerin Istanbul Hükümeti "işbirlikçi, kukla idare", faaliyetleri de vatan hainliğidir...

Bu idareyle onun teslim olduğu dış düşmana karşı vatanın bütünlüğünü, milletin birliğini sağlamak amacıyla Anadolu topraklarında harekete geçen Mustafa Kemal ve silâh arkadaşları milliyetçi, vatansever, önderlik ettikleri hareketde, Milli Kurtuluş Hareketi, Milli Mücadeledir.

Mustafa Kemal ve silâh arkadaşlarının önderlik ettiği Milli Mücadeleyi, Milli Kurtuluş Hareketini hançerlesinler diye "işbirlikçi kukla idare"yle, İngiltere ve Yunanistan'ın kışkırtıp, organize ettiği ayaklanmalar ise, kisvesi ve gerekçelerine bakmaksızın, "işbirlikçi bozgunculuk hareketleri"dir...

Yurtseverlerin morallerini bozmak amacıyla durmadan, "Fransıza, İngiliz'e karşı savaşılmaz, vazgeçin, Mustafa Kemal canavarının işi bitmiştir, vakti dolmuştur, Yunanı öfkelendirdiniz" şeklinde psikolojik savaş yürüten o vaktin Ankara muhalifi "Mütareke Medyası"nın faaliyetleride hiç şüphesiz işbirlikçilik kapsamındadır...

-Demekki, bir kısım toprakları 11 yıldır fiilen işgal altında bulunan vatanın bütünlüğünü ve milli birliğini tesis etmek için direnme, savaşma kararlılığı gösteren Irak Cumhuriyeti Devleti, 1920 Istanbul hükümetinin tersine,"milliyetçi, yurtsever bir devlet", yürüttüğü mücadelenin niteliğide bağımsızlıkçılıktır, milli kurtuluşçuluktur. Irak topraklarını dış düşman ABD'ye karşı savunan Irak'taki yurtsever merkezi otoriteyle birlikte yan yana mücadele etmek yerine, kaderlerini dış düşmanın projelerine bağlayanların faaliyetleri ise, çöküşü "ülkenin temelinden yıkılmasına, milletin tutsak olmasına" sebeb olacak iç cepheyi dağıtmaya yönelik işbirlikçiliktir.

Türk medyası içinde, sabahtan akşama, bütün haber bültenlerinde, gazete haberlerinde, "Yaratıcı"dan üstün "tanrılık vasfı"na sahip bulunduğuna yürekten inandıkları "ABD'nin kararlı olduğu, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in vaktinin dolduğu" şeklinde psikolojik savaş yürüten sevrci etnikçiliğin etkisindeki "haber faaliyetleri"de öyle...

Amerikan Bağımsızlık Savaşından Milli Mücadele'ye, bugünkü Türkiye'ye, Irak'a, kriter budur arkadaşlar... Belli bir devletin veya belli bir hareketin, yurtsevermi, işbirlikçi vatan hainimi olduğu, üzerinde yaşadıkları topraklara, devletlerine yönelik dış saldırı karşısında aldıkları tutuma bağlı.

-Reel politika gereği, taktik davranışlar ayrı, fakat Irak Türkmenine düşen, ABD'yle, kukla yapılanma arasında bir ona bir öbürüne koşturan "ikinci dereceden işbirlikçi rolü" değil, dış düşmana karşı anavatanı savunmakta kararlı merkezi otoriteyle birlikte hareket etmektir. Hakkını, bir parçası olduğun topraklar üzerindeki merkezi otoriteyi dış düşmanın saldırısı esnasında sırtından hançerleyerek aramayacaksın...sonunda hüsrana uğrarsın.

ABD saldırganlığı bu coğrafyadan mutlaka defolup giderken, belki Ankara'nın Sevrci etnik federalistlerini de yanında götürecektir... fakat milletler yine yanyana yaşamaya devam edecekler...

Arkadaşlarımız 12 yıl evvel, vaktin etnik federalist iktidarınca başlatılan "90 Ağustos Süreci"yle ilgili sorular soruyorlar. 91 Şubatında o vaktin ABD Başkanı George Bush'un emriyle başlayıp, bozgunla sonuçlanan isyan hareketiyle ilgili maksatlı haberler, çarpıtmalar var... Başka tahrifatlarda var. Herşey birbirine bağlı, biliyorsunuz. Şimdi onların üzerinde duralım izninizle..