TÜRKİYE DÜNYA YOLUNDA  

 


"...Ekonomik ve kimi toplumsal işler bir yandan bireylerin yararları ile ilgilidir. Bunun içindir ki bireyciler bu işlere devletin karışmasını kişi özgürlüğüne saldırı gibi görürler. Ama bu işler içinde bütün ulusun ortak yararına dokunan ve ilişkin olan noktalar da vardır. Bu nedenle devletçilerin haklı oldukları noktaları kabul etmek uygun olur. Özel yarar çoğunlukla genel yararla çelişme içinde bulunur. Bir de özel yararlar en sonunda rekabete dayanır. Oysa yanlız bununla ekonomik düzen kurulamaz. Bu sanıda bulunanlar kendilerini bir serap karşısında aldatılmağa koyverenlerdir. Bireyler, şirketler devlet örgütüne göre zayıftırlar. Özgür rekabetin toplumsal sakıncaları da vardır: zayıflarla güçlüleri yarışmada karşı karşıya bırakmak gibi... Her halde uluslarda özgürlük ve uygarlık geliştiği oranda devletin görevleri ve sorumlulukları çoğalır... Bundan başka devletin bireye göre tutkusu başka niteliktedir. O herkesin ortak yararını ve ilerlemesini düşünür. Bireylerin özel çıkar duygusundan ne ölçüde uzaklaştırılabileceği incelenmeğe değer. Devletin bu husustaki etkinliklerinin sınırını çizmek ve bu hususta başvuracağı kuralları saptamak; öte yandan yurttaşın bireysel girişim ve özgürlüğünü sınırlandırmamış olmak, devleti yönetmeğe yetkili kılınanların düşünüp saptaması gereken konulardır.

İlke olarak devlet bireyin yerine geçmemelidir. Ama bireyin gelişimi için genel koşulları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de bireyin kişisel etkinlikleri ekonomik gelişmenin asıl kaynağı olarak kalmalıdır. Buna göre... Örneğin bir iş ki büyük ve düzenli bir yönetimi gerektirir ve özel kişiler elinde tekele uğramak tehlikesini gösterir ya da genel bir gereksinimi karşılar, o işi devlet üzerine alabilir. Madenlerin, ormanların, kanalların, demiryollarının, deniz ulaştırma şirketlerinin devletçe yönetilmesi, para ihraç eden bankaların ulusallaştırılması... Yukarda açıkladığımız türden işlerdir. Genel yarara hizmet eden genel kurumların çoğaltılması, devletin önemle göz önünde tutacağı bir konudur. Bu sayede yalnızca çıkarsever olan etkinlikler sınırlandırılır. Bu, yurttaşlar arasında ahlâki dayanışmanın gelişmesine yardım eden önemli bir etkendir.

Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik ilkesi, bütün üretim araçlarını bireylerden alarak, ulusu büsbütün başka ilkeler içinde düzenlemek amacını izleyen sosyalizm ilkesine dayalı kollektivizm ya da komünizm gibi özel ve bireysel ekonomik girişim ve etkinliğe meydan bırakmayan bir sistem değildir. 'Bir toplumu, bir bölüm insanların bakış açılarının zorla tutsağı ve cılız bağımlıları olarak yaşatma yolu, doğal ve akla uygun bir hükümet düzeni olarak görülemez...

'Birey özgürlüğünün ne kadarından vazgeçilmesi gerekeceği, içinde bulunulan zamana ve ülkeye göre değişir. Olağandışı zamanlar, olağandışı önlemler gerektirebilir... Bu hususlardaki önlemlerin ağırlığını ve sınırlarının genişliğini ölçmek büyük bir sanattır. Devlet sanatı işte budur"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


9 Temmuz 2002