-Sakarya ruhu bu...Radi'ydi değil mi?

-Raid.

-Raid, hatta kalabilirsin. K.999, evet?

-Elim kırılaydı da vermeseydim.

-Neyi?

-Oyumu.

-Niye vermiştiniz peki?

-Verdik işte, oldu bir kere.

-Nasıl verdik işte oldu bir kere?...

-"Ne de olsa müslüman" diye düşündük.

-?

-Yani işte "görünüşü müslüman"...

-Oyunu görünüşü müslüman diye verirsen yerden kalkamazsın. İnanmak kalp işi diye biliyorum. İslâm kalbin yolu. "Görünüş", kalbin görünüşü olacak. Bir ilgi elbette var fakat sadece bıyığının şeklinin hatırına...

Hattakilerden biri;

-Bush o anlamda bile ilgisiz bir görünüşe sahip olduğu halde nasıl "Hacı Bush" oluyor peki, birde o var.

-"Hacı" olan Bush, Küçük Bush değil, babası... 1991 Saldırısından sonra Irak'ın Kuzeyinde Kürt çocuklarını öyle bağırtmışlardı. Sırf görünüşe bakarak olmaz. Peki size, "elim kırılaydı da oy vermeseydim" dedirten nedir?

-Meselâ, MGK sekreteri bir açıklama yapıyor, bu partinin yöneticileri, hemen hücuma geçiyor, ama ABD'den, AB'den Türk ordusuna bir ağız dolusu lâf söyleniyor, ona cevap vermedikleri gibi, "Samimi konuşmuş, fikrini söylemiş" diyorlar.

-"Kalpaksız" medya saldırıyor.

-MGK Sekreterinin konuşmasına bile tahammül edemiyor, "demokraside asker konuşur muymuş"...

-Demokrasilerde asker, okyanusun öbür kıyısından gelir, sevabına rejim yıkar. Veya kendi ülkesinin işgal atına alınmasını, "demokratikleşme" adı altında AB'ye parçalanmasını seyreder. Bak bunu hatırlattığınız iyi oldu. Bu MGK eleştirileri çoğu durumda Türk milletinin Irak'ın işgaline duyduğu öfkeyi, Türk Ordusu üzerine yönlendirip, boşaltmak maksadıyla yapılıyor. "Din istismarı"nın "ne de olsa müslüman görünenler" tarafından yapılan bir de böylesi var. Buna dikkat edin, alo?

-5 Nisan Cumartesi günü 3000 kişinin katledildiği "3 Saat Katliamı" bana 82 Eylülündeki Sabra-Şatila katliamlarını hatırlattı. Lübnan'ı işgal eden İsrail Ordusu desteğinde Beyrut'ta Filistin mülteci kamplarına saldıran Falanjistler de 4000 Filistinliyi  öldürmüşlerdi.

Hattakilerden biri;

-O dediğin Irak'ın Kuzeyini de hatırlatıyor...biraz.

-
Yaşadıkları yerin kamp olması Filistinlileri  "mülteci" yapmaz. İnsan kendi vatanında hangi şartlarda yaşarsa yaşasın "mülteci" olmaz. K.999. Evet?

-9 Nisan Müsameresi'yle ilgili film çekimi için söylediklerinizi dinledim

-Ha, sahi...Evet?

-Film çekimi yapılacak meydan belli, milyonlarca Bağdatlı rolünde, hoplayıp, sıçrayacak tezahürat yapacak 150 tane figüran hazır, metinler ezberlenmiş. Katliamlar yapılmış, meydana giden yol, meydan, Bağdatlılardan özgürleştirilmiş. Yalnız
bir şey unuttunuz.

-"Karakter oyuncusu" Çelebi'mi? 150 figüran deyince o da onların içinde zaten.

-Hayır, onu demiyorum. Nerede çekeceksiniz?

-Meydan da.

-Tamam meydanda... ama
nasıl çekeceksiniz?

-?

-En iyi nereden çekilir?

Hattakilerden
biri;

-Otel... Oteli söylüyor. Filistin Otelini.

-Kameraları nerelere yerleştireceksiniz? Filistin oteli "Heykel yıkılırken" sahnesini filme çekecekleri meydanın tam karşısında. Oraya o nedenle tank saldırısı düzenlediler.

-
Doğru haber veren gazetecilerde orda kalıyordu, onları da kovdular, yani bir taşla iki kuş ha...Alo?

-Tankın içinde "incinebiliriz!" diyordu herif ya...

-
Kelly'mi?

-Bilmiyorum...yine o şey gazetecilerden biri...

Hattakilerden biri;

-"Embedded".

-Evin tepesinden tanka ateş açmışlar. O da böyle tankın içinde, sesini alçaltarak, kameraya doğru,"incinebiliriz" diyor."İncinebilirsin" tabii...Senin bir sefer ne işin var Irak'ta?

-Balkonlardan çiçek, hurma kurusu atacaklar diye bekliyor. Nergis, lâle...Boyunlarına "hoşgeldin" çelengi takacaklar. Çiçek lâlesi deyince aklıma bir lâf gelecekti ama...Joe, saldırıdan önce nasıl karşılanacağınızı anlatıyorlar mıydı?

-Size "date" verecekler, çiçek atacaklar diyorlardı. Halk sizi bağrına basacak, sevecek.

Hattakilerden biri;

-Aslında hurma kurusu atıyorlar. Okuyoruz.

-Hatırladım. "Atabilir" diyordu. "Saddam irrasyoneldir, ne zaman atacağı hiç belli olmaz".

-Neyi?

-
Neydi ismi...unuttum.

-"Cehennem topu"mu?
...

-
Hayır, pek sayılmaz. Bir nevi sivil toplum kuruluşu temsilcisi... Bu tür gazetecilerin birde ruhen hassas olanları var çocuklar. "Çöl ortamı"nda, ne de olsa Londra filan sokaktaki evindeki yatağın yerini tutmayan uyku tulumu içinde, füzelerin alevden izlerini, "savaşın korkunç güzelliğini" seyre dalmış uyumaya çalışırken, birden o gece  uyuyamayacağını anlar, kalkıp nöbetçiyle lâflar, sonra alır eline kâğıdı kalemi, "Ne işim var burda, tanrım. Teknik olarak işgalciyim. Fakat bu zavallı insanların da bize ihtiyacı var. Onlar için buradayım, onlarda bütün insanlar gibi uygarlığın nimetlerinden yararlansınlar diye görevimi yapıyorum. Yinede içim rahat. İlerde torunlarıma 'o anda' orada olduğumu anlatacağımı düşündükçe, içim içime sığmıyor. Buna değer doğrusu... Uyku tulumu rahatsız olsa da yemekler nefis"

Joe;

-Bu Kelly...



(Yarın)



dolun__ay@hotmail.com