Türkiye
Normunu Konuşturuyor

 

 

"It is a sin not to do

what one is capable of doing"





Ayar..

Bir de şu sesler;

"Diktatör fırsatı kaçırmadı, üzerine atladı, petrol akışını kesti. Aldanmayın!"

"İsrail çekilince, 'Zafer kazandım' diyecek!"

"Naralar atacak Bağdat'taki sarayında. Duyar gibiyim!...

Demek ki, "Irak Cumhuriyeti Devleti'nin İsrail işgali altında bulunan Filistin vatanında söz konusu işgalcilerin yürüttükleri son saldırılara karşılık olarak, İsrail'in, işgal ettiği bütün Arap topraklarından kayıtsız şartsız çekilene kadar sürdürülebileceğini de belirterek, 30 günlük bir süre için yürürlüğe koyduğu", Yumurtalık ve Basra'dan petrol akışını durdurma uygulaması, dün sizlere gösterildiği üzere, "anormal, kabul edilemez bir ambargo" türü olmamış olsa bile, İsrail işgali sona erince, Irak Devlet Başkanı'nın "zaferde payım var" deme ihtimali bulunduğu için yinede tam manasıyla "normal, kabul edilebilir bir ambargo" olamıyor. 
Dolayısıyla, gerekçesinin ve hedefinin haklılığı, onu gerçekleştiren liderden duyulan saplantı derecesindeki nefrete rağmen kabul edilen bir uygulama, hedefe ulaşıldığı takdirde, aynı lider , "zaferde hissem var!" diyecek diye, yani ne demeliydiki?, yinede "normal, kabul edilebilir bir uygulama" olamıyor. Üstelik, "anormal, kabul edilemez" bir şey olmadığı güya en başta kabul edilmişken... 

Talabani'nin, liderini devirmeye çalıştığı, otoritesini tanımadığı bütünlüğe saygılı olması, küçük parçası olduğu bütünlüğün büyük parçasına, rejimlerden rejim beğenmeside böyle bir şey. 

- Anap Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Irak'ın uygulamaya koyduğu 30 günlük uygulamanın tekrar uzatılması ihtimaliyle ilgili olarak şunları söylüyor, "Önce Irak-İran savaşı, sonra, Kuveyt'i işgali yüzünden ekonomisi ağır bir yara alan Irak ekonomisinin buna ne kadar dayanacağı şüpheli". 

Anap Genel Başkanı Mesut Yılmaz, İsrail'in hayali çekilişini ise, takdirle karşılıyor.

"Önce Irak-İran savaşı, sonra, Kuveyt'i işgali yüzünden ekonomisi ağır bir yara alan Irak ekonomisinin buna ne kadar dayanacağı şüpheli" oluyorsa, bunun karşılığının; 

"Daha evvel, 67 savaşıyla Arap topraklarını işgal etmesi, sonra Irak-İran savaşının başladığı yıllarda, Sabra ve Şatila kamplarında Falanjist militanlar tarafından birkaç gün içinde binlerce Filistinlini katledilmesi, şimdide bugünkü saldırılarla artık uluslararası toplum içinde yalnızlaşan İsrail"
... olması lâzımdı. 

İsrail'in henüz gerçekleşmeyen hayali çekilişi takdirle karşılanmaktan vazgeçilemiyorsa, o takdirdede; 

"12 yıldır bizimde katkıda bulunduğumuz bir ambargo vahşeti altında milyonlarca insanını kaybeden, fakat buna rağmen 17 Ağustos 1999 Depreminde yardımımıza koşan, para yardımında bulunan, kahraman, fedâkar Irak Cumhuriyeti Devleti'nin Filistin vatanındaki askeri saldırılara ve katliamlara manevi ve siyasi destek olmak amacıyla, kendi ekmeğinden kısma pahasınada olsa, 30 günlük bir süre için petrol sevkiyatını durdurmasını, hatta bu uygulamayı, İsrail işgal ettiği bütün Arap topraklarından çekilinceye kadar 30 günlük süreler halinde uzatmayı göze almasını takdirle karşılıyoruz. Hepimize bir insanlık ve iyi komşuluk ilişkisi dersi verdiler" olmalıydı. 

-İsrail'in Filistin vatanında askeri saldırıları, katliamları sürerken, "Pis Arap!... Osmanlıyı arkadan vuran, çöl Arabı!" edebiyatını hortlatanlar, Osmanlının çözülüş döneminde, "Yorgo"sundan, "Artin"ine, ayaklanmayan milletin kalmadığını, Istanbul'un, batının en yetişmiş insanlarının yok olduğu destansı Çanakkale Muharebeleri'nde, Amerika'dan, Avrupa'dan siyonistlerin teşkil ettiği "Yahudi Birliği"nin Allenby'nin ordusunda Türklere karşı savaştığını, Albay Paterson'un komutasında Gelibolu'da döğüştüğünü ve Ortadoğu seferine katıldığını bilmiyor olamazlar.


Yücel Atasel


10 Nisan 2002