-Fakat bu "9 Nisan 2003", Medya Duvarının Yıkıldığı Gün olarak hem devletler, hem de "sivil toplum örgütleri" tarafından her yıl resmen kutlanmalı... Neler yapılabilir? Meselâ "9 Nisan 2003"te insanlığın gözleri önünde tarihin nasıl yapıldığını baştan sona anlatan bir "medya belgeseli" çekilse ne iyi olur değil mi? Belgeselin CNN bölümü, FOX bölümü, SKY televizyonu, "Kalpaksız" Medya gibi bölümleri olur. O gün nasıl tarih yaptılar, anlatılır. Nasıl iflas ettiler, kelime kelime, resim resim, manşet manşet anlatılır.

Hattakiler;

-Bölüm başlığı: "With the FOX News Channel: We distort, You Comply".

-İmza Kelly...

-O slogan "tarafsız BBC" bölümünde alt yazı şeklinde FOX televizyonunun reklâmı olarak kullanılır. Belgeselin FOX bölümünde de geçişler için CNN muhabiri Walter Rogers'ın çığlıkları... Nasıl bağırıyordu o gün?
..."We are watching history being made!"...

-Bir düşünün bakalım başka neler yapılabilir. İki Almanya'nın birleşmesinden, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bugüne, son 10-13 yıl insanlık için bir laboratuardır çocuklar. Bu dönemi, Irak'ın ABD ve İngiltere tarafından işgal edilmesi etrafında, "Batı demokrasileri"nin ahlâken, hukuken çöktüğü, bir çözüm olmadıklarının ortaya çıktığı, tek yumurta ikizi "tüccar-siyasetçi", "siyasetçi-tüccar" tipinin bittiği bir dönem olarak belgeleselleştirmeli. 9 Nisan 2003 bu dönemin sonunun başlangıcı. Saddam Hüseyin o gün yıkılmadı, doğdu.

-O günü, Birleşmiş Milletler ilân edebilir.

-BM'mi?... BM, "Bush rejimi"nin Irak'ta sürdürdüğü sömürgeci işgali "tanımakla" kendini iptal etti. Bu dünya üzerinde bütün güç ve karar merkezleri tarafından sözü dinlenir bir uluslararası kurumun oluşturulması, mevcut BM ya da onun yerini alacak yeni bir uluslararası kurumun, Irak'taki işgali "meşrulaştıran" o kararda dahil, Irak'taki "sömürgeci işgali" bütün sonuçlarıyla mahkûm etmesine bağlı. "Bush-Blair rejimleri"nin iş başından uzaklaştırılmasını, cezalandırılmasını, işgalci devletlerin Irak'a 13 yıl boyunca verdikleri maddi-manevi bütün zararları kendi ülke kaynaklarından tazmin etmelerini karara bağlamasına, bu kararlarını uygulatmasına bağlı... yoksa bir daha uluslararası hukuk söz konusu olamaz.

-"...işgalci devletlerin Irak'a 13 yıl boyunca verdikleri maddi-manevi bütün zararları kendi ülke kaynaklarından tazmin etmelerini karara bağlamasına..." dediniz, yanlış duydum değilmi?.

-Hayır, gayet doğru duydunuz.

-?

-Evet, tazminat ödeyecekler.

-ABD, Irak'a?

-Evet.

-?

-Allah, Allah... N'oldu?

-Nasıl olur!

-Niye olmasın? Bal gibi olur. 10 000 bilmem kaç atom bombasının, silâhının üzerinde oturup, 13 yıl boyunca milyonlarca insanını katlettiği Irak'ın Devlet Başkanının evinde bile "kitle imha silâhı" araması, "dünya barışını riske edemeyiz, şimdi devirmezsek 10 yıl sonra silâh yapabilir" diye gerekçeler ortaya atması komik gelmiyor da, işlediği suçların karşılığında tazminat ödemesi mi komik geliyor?

-?

-Alaska-Teksas petrollerinin geliri Irak Devletine aktarılır. Bir yolu bulunur. Olur yada olmaz, ama siz olması gerekeni söylemekten çekinmeyeceksiniz. Medyayı görüyorsunuz, yalan söylemekten çekiniyorlar mı hiç?

Joe;

-Çok zor ama medya karşısında her an uyanık olmak lâzım, kendimden biliyorum. Haber, tartışma programı, basın toplantıları... Bir cümle bile çok önemli, bir an dikkat etmedin mi, sağa, sola, havaya bakındın mı gittin....

-"İnsan vücudu"nun adı "soft target-yumuşak hedef" olur, farkına bile varmazsın. "İşgal"in adı da haber bültenlerinde giderek "sivil yönetim" olur.

-Saldırının ilk haftası, bu "poster boy" basın toplantısı yapıyor, ben de oradayım. Toplantıları tesadüf numarasıyla izliyorum, daha sonra not haline getiriyorum.

-Hattakiler belki bilmiyordur, kim o "poster boy" dediğin?

-General Brooks. Biz ona aramızda "poster boy" diyorduk. Zenci. İnsan tacirlerinin  Afrika'dan Amerika'ya köle olarak kaçırıp sattıkları zencilerin çoğu müslüman ya, Powell gibi bu generale de "hain" diye bakılırdı. Görüşleri itibarıyla da hain. Basın toplantılarının adı basın toplantısı. Sadece, "Savaş nasıl gidiyor? İyimi mükemmel mi?" tonunda sorular sorabiliyorsun.

-
"Çanak sorusu".

-O ne demek?

-"Kalpaksız" sorusu. Ayarlanmış soru yani...

-Basın toplantılarının düzenini sağlayan birisi vardı. Galiba Cumhuriyetçi partiden. Üzerinde askeri kıyafet,gazetecilere bağırır, böyle kasıntı bir takım havalar...Gıcık birisi.

-Basın toplantısına alınan gazeteciler sadece "embedded" olanlar mı?

-Normal olanlar. İçlerinden bazen ters soru soranlar çıkıyordu. O toplantıda gazetecilerden biri "Niye sivil hedeflere saldırıyorsunuz?" diye sorunca Brooks cevap olarak şöyle dedi;

"We have destroyed buildings used for morale and welfare"... Ben o sırada demin bahsettiğim tipe bakıyorum. Davranışları, vücut hareketleri...Sanki meşhur Iwo-Jima fotoğrafındaki bayrak diken askerlerden biri olmaya hazırlanıyor. Ona bakarken...

-Hattakiler, Saddam Hüseyin'in heykelinin değil, medya duvarının yıkıldığı "9 Nisan Müsameresi"ndeki fotoğraflar gibi ayarlanmış, uydurma bir fotoğraf olduğu meydana çıkan,  İwo-Jima fotoğrafı bu. Gerçek fotoğrafta bayrak küçük gözüktüğünden, daha büyük bir bayrakla yeniden çekiliyor. Daha uygun vücut hareketleriyle tabii...Joe'nun babası anlatmıştı.

-Önce anlamadım... Sonra aradan  gün geçti. Bir asker, diğerine,"karşıdan üzerimize fanatikler ateş açtı" diyor. Yani nasıl olur, inanamıyor... Irak askerinin, BAAS milisinin adı niye "fanatik" olsun, adam toprağını işgale gelmiş olanlara karşı savunuyor.
O gece bir rüya gördüm. İlerde, dizleri üzerine çökmüş bir adam, elinde bir resim, bana "düştüğünü" söylüyor. Bağırıyor... Sıçrayarak uyandım. "Ev!"... "Biz Irak'ta evleri vuruyoruz. Evleri, lokantaları, bakımevlerini"... Brooks "Niye sivil hedefleri tahrip ediyorsunuz?" diye soran gazeteciye kendisi söylüyor, "We have destroyed buildings used for morale and welfare"... "Morale", insanın kendisini müspet veya menfi içinde hissettiği ruh hali, psikolojik durumu. Depresyon geçirebilirsin veya neşelisin. "Welfare" ise, barınma, dinlenme, yiyecek gibi fiziki ihtiyaçlarla ilgili. Şimdi bir insanın "morale" ve "welfare" bakımından kullandığı, içinde ihtiyaçlarını karşıladığı  binalar bu söylediklerim ve benzerlerinden başka ne olabilir ki? Evimizdir...Ne bileyim, çay içtiğimiz bahçelerdir... Bakımevleridir...

-Rüyanda gördüğün adam kimdi peki?

-Gaby Rado...İngiliz televizyonu Kanal 4'ün muhabiri bir gazeteci. İşgal saldırısının ilk günlerinde Irak'ta intihar etti.

(Sessizlik)

-
K.999...
10 000 bin bilmem kaç atom bombasının, silâhının üzerinde oturup, 13 yıl boyunca milyonlarca insanını katlettiği Irak'ın Devlet Başkanının evinde bile "kitle imha silâhı" arayan, "dünya barışını riske edemeyiz, şimdi devirmezsek 10 yıl sonra silâh yapabilir" şeklinde uydurma gerekçelerle Irak'ı işgal edip, evlerimizi yakıp yıkan "barbar rejimler"e kendi dilleriyle söylüyorum;

This will not stand...



(Yarın)

 



dolun__ay@hotmail.com