MİLLİ MÜCADELE TARİHİNDEN...

10 Temmuz 21'den 29 Ağustos 22'ye
Şafak Sökerken...


 

Akibetleri Yenilgidir...

11 Temmuz 1921

11 piyade tümeni, 4 süvari tümeni, 2 süvari tugayı ve her biri subayların kumandasında, düşmanın iletişim hatlarını, ikmal yollarını tahrip operasyonları yapmakla görevli 30'ar mevcutlu 22 akıncı müfrezeside dahil, toplam 125.000 kişilik bir kuvvetle savunduğumuz Afyon-Eskişehir hattına, mevcut olarak 1 tümeni 2 Türk Tümenine eşit 11 tümen ve bir süvari tugayı olmak üzere, toplam 136.000 kişilik kuvvetle saldıran düşman, İnönü Savaşlarından dersini almışa benzemektedir.

Cepheyi bir bütün olarak gören, stratejisi doğru düşünülmüş bir taarruz plânı yapmıştır. İşgalci düşmanın 'Bursa grubu', İkinci İnönü savaşı'nda olduğu gibi, Batı Cephesi kuvvetlerimizin ağırlıklı olarak bulunduğu İnönü istikametine doğru yönelerek kuvvetlerimizi meşgul edecek, bu arada esas siklet merkezini teşkil eden düşmanın 'Uşak grubu', Afyon üzerinden hızlı, geniş bir çevirme harekâtıyla, Eskişehir-Ankara hattını kontrol altına alarak, kuvvetlerimizin Ankara'ya çekilme imkânını ortadan kaldıracaktı.

Milli kuvvetlerimiz, tehlikeyi tam zamanında sezip Ankara'ya doğru, Sakarya'nın doğusuna çekilmedikleri takdirde, 'Uşak grubu'yla 'Bursa grubu' arasında imha tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardı.

Sadece Anadolu'yu değil, 'Bütün Trakya'yı (da) alıp, büyük devletlerle birlikte Istanbul'un ortak hâkimi olma' amacı güden Yunanistan'ın, gereken hazırlıklarını, zamanın Yunan Dış İşleri Bakanı Baltazzi'ye göre, 'bütün kalp ve imân kuvveti ile kendisini vakfederek' yaptığı bu harekatın ilk üç günü, saldırı halindeki düşman kuvvetleriyle Türk süvarileri arasında çarpışmalar şeklinde geçer.

Tıpkı, AB'yi, ABD'yi tanrılaştıran, tapınan, bugünün '150 binlikler'i gibi, kişiliğini Türk olmaktan utanmakta bulan o günlerin Millici düşmanları ise, şimdi 'dinsizliğini'de keşfettikleri, 'hasta, dinsiz Türklüğün' sonu olacak bir 'Yunan Zaferi'nin beklentisi içindedirler...