Türkiye 
Normunu Konuşturuyor

 

 

İç sayfalardan alıntılar...

"Filistin'de yaşananlar Kıbrıs'tada olabilir"mi?...

Bu endişe yersizdir. Kıbrıs, Türkiye'nin 1974 yılında Yunanistan tarafından yutulmasını adaya garantör devlet sıfatıyla çıkarak önlediği bir yer. Onu Filistin'den ayıran "Enosis tehlikesi"ni doğuran 74 yılından önceki statüye dönülmesi mevzu bahis değildir. Kaldı ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımak isteyen ülkeler vardır, fakat bu ülkeler, Bengaldeş'in önce tanıyıp, sonra baskıyla kararını değiştirmesinde olduğu gibi engellenmektedir. Filistin benzerliğini, şayet bu Cumhuriyet AB tarafından yutulacak olursa yaşanabilecek bir ihtimal olarak düşünmek daha doğru olur"
***
"Türkiye'de merkezi otoritenin tesisi sorunu, mevcut 'ulusal medya'da Millici iradenin üstünlüğünün tesisi sorunudur 'Medya sorunu' çözülmeden bir adım bile atamayız, sonunu getiremeyiz... Millici irade, mevcut haliyle ABD-AB medyasının uzantısı durumundaki bu 'ulusal medya' üzerinde mutlaka hakim kılınmalı... Bunu yaparken, medya içinde yeni yeni gerçekleri görmeye başlayan unsurları cesaretlendirmeye dikkat edilmeli... "

"Basın Maskaralıkları...

Istanbul'da ve Anadolu'da işgal altında ki bölgelerde İngiltere ve Fransa'nın hizmetinde yayın organları türer. Bu basın olanca gücüyle, milliyetçiler aleyhindeki kampanyaya katılır. Birkaç örnek, basındaki Mustafa Kemal düşmanlığını göstermeye yeterlidir:

'Yalancı milliyet davası, şer-i şerif'e aykırıdır'
(Ali Kemal, Peyam-ı Sabah, 11 Nisan 1920)

Katli vaciptir fetvası üzerine: 'Mustafa Kemal lâyık olduğu cezayı gördü'
(Alemdar, 15 Nisan 1920)

'Sultan Vahidettin, Mustafa Kemal'i kovarak adam etti'
(Ferda, 16 Nisan 1920)

'Yalnız Fransızlar Türklerin dostudur'
(Ferda, 20 Nisan 1920)

'İngiltere'ye olan muhabbetimize, Amerika'ya olan saygımız halel getirmez'
(Türkce İstanbul, 16 Aralık 1918)

'Mustafa Kemal ne yaptı? İsyan!'
(Peyam-ı Sabah, 2 Ağustos 1919)

'Mustafa Kemal Paşa Anadolu'da bir milli hareket yaratmaya çalışıyor. Bu ne çocukca bir hayaldir!... Bütün cihanın kuvvetine karşı... Savaştan ezilmiş olan zavallı Anadolu'nun gücü ile... Kafa tutmasının ne hükmü olabilir? Anadolu'da ne kalmıştır, ne var ki mukavemet teşkil kabil olsun'
(Renin, 11 Ekim 1919)

'İdam, idam, idam! Mustafa Kemal cezasını bulacak!'
(Ali Kemal, Peyam-ı Sabah, 25 Nisan 1920)

'Anadolu Kemalistlerden temizlenecektir'
(Alemdar, 29 Nisan 1920)

'Kızıl tehlike!' (Açıksöz, 22 Şubat 1920)

'Millî hareket boşa gitmeye mahkûmdur'
(Sait Molla, Peyam-ı Sabah, 1 mayıs 1920)

'Mustafa Kemal'in maskaralıkları'
Peyam-ı Sabah, 7 Mayıs 1920)

'Rıfat'ın fetvayı deccaliyesi' (Atatürk'ün Ankara müftüsü Rıfat'a hazırlattığı karşı fetva. Deccal, kıyamet günü ortaya çıkacak olan yalancı ve zararlı yaratık, yalancı mesih).
(Alemdar, 11 Mayıs 1920)

'Mustafa Kemal ve hempalarının idamı'
(Peyam-ı Sabah, 13 Mayıs 1920)

'Büyük Millet Meclisi, küçük heriflerin esiridir'
(Ali Kemal, Peyam-ı Sabah, 28 Mayıs 1920)

Konya'da Delibaş isyanı üzerine: 'Mustafa Kemal, firara hazırlandı'
(Ferda, 18 Ekim 1920)

'Kemal-i payitaht Ankara' (Alemdar, 10 Ocak 1921)

'Ankara hükümeti, Doğu'yu bolşevikleri seçmiştir'
(Alemdar, 27 Mayıs 1921)

'Ankara nereye gidiyor? Moskova ile anlaşmaya...'
(Adana Postası, 12 Haziran, 1921)

'Mukadderatımızı Ankara'ya bırakmamalıyız'
(Ali Kemal, Peyam-ı Sabah, 1 Ocak 1922)"*

Vıcık vıcık bir "gerçekçilik", baştan aşağı inançsızlık, alaycılık... Bugünün gazetelerinde, televizyonlarında "Birlik Ve Bütünleşme"yi horlarken, küçümserken yönelttikleri dil, o yılların kayıtsız şartsız teslimiyetçi dilidir...

Bu, Hürriyet ve İtilaf'ın ve  millicilik içine yuvalanan Amerikancıların dilidir.

"Hürriyet Ve İtilâf, amansız bir ittihatçılık düşmanlığıyla yola çıkmıştır. Ve 1919'da kurulur kurulmaz İttihatçılardan öç almaya koyulmuştur. Bu parti için düşman, ne İngilizdir, ne de Yunan. Tek düşman İttihatçılardır. Bu kinli tutumla, Hürriyet ve İtilâf, 'İttihatçılık' saydığı saydığı Kurtulş Savaşımıza karşı çıkmış, İngilizlerle ve hatta Yunanla işbirliği yapmaya sürüklenmiştir"*

"Hürriyet ve İtilâfçılar, sömürge koşullarında da olsa, toprak bütünlüğünü korumanın yolunu İngiliz himayesinde aramışlardır. İngiltere'nin ülkeyi parçalamakta kesin kararlı olduğunu gören bir kısım Millîciler (ise) toprak bütünlüğünü koruyabilmek umuduyla, kurtuluş yolunu Amerikan mandası olmakta görmüşlerdir".*

Günümüzde Millicilik içinde, hâlâ devam eden bu hat, Sıvas Kongresinde güç belâ yenilgiye uğratılmıştı.

 

"Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz koruyuculuğuna bırakmakla kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını sağlamak için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk bağımsızlığını feda ediyorlar"*


Durum aynı... Istanbul çoktan feda etti. Feda edenler bugün Ankara'da da çok...

Mustafa Kemal devam ediyor;

"Amerikan mandası diye çırpınanlar, düşman işgali altında bozulan sinirleri ve zayıflıkları ile bu millete ve bize inanmayanlardır. Bizim hayal ve macera peşinde koştuğumuzu sananlardır. Eğer bunlar, Anadolu'nun ve Türk Milletinin gerçek duygularını bilseler, bizim çalışmalarımızın amacını kavrayabilseler, Erzurum kongresi kararlarının nasıl bir millî bilinç ürünü olduğunu anlayabilseler, bu yanlış fikirlerinden dolayı utanç duyarlar.

Bunlar, umutsuzluk ve bozgunculuk içinde, gerçeklerden uzak kalarak yaşayan ve ne yapacaklarını, ne yapılmakta olduğunu bilmeyen insanlardır"...


(Yeni Taşlıtarla Postası)

12 Nisan 2002





 

Dogan Avcioglu - Milli Kurtuluş Tarihi 1