-Ama ileriye mi gittik, geriye mi belli değil. Çok tuhaf bir iddia.

-Ben söylemiyorum.

-Siz söylediniz şimdi,10 yıl ileriye, 10 yıl geriye gittik diye?

-Benim iddiam değil. Ben toparlıyorum... 9 Nisan Müsameresi'nde çekilmiş bir resmi inceliyorum bir yandan da. Şu fotoğrafta bir tip var...Ambargodan ötürü zayıf düşmüş Iraklı rolünde iyi beslenmiş, muhtemelen Kuveytli bir tip. Joe, bu ürperme fiilinin İngilizcesi...

-Bu "ürperme meselesi"ni bırakalım, lütfen.

-Soruyorum sadece, bir şey olmaz.

-Sormayın. Ürpermekten içime ürpertiler geldi, daha sonra konuşursunuz...

-?

-Rica ediyorum.

-Alo?

-Iyi akşamlar. "Bir İsrail vatandaşının ABD bütçesinden aldığı pay, bir ABD vatandaşının ABD bütçesinden aldığı paydan daha fazla" dediniz. Toplam olarak ne kadar? Bir fikriniz var mı?

-160 milyar dolar mı, 200 milyar dolar mı ne öyle bir şey. Doğru mu Joe?

-O civarda bir rakam.

-
Bush yönetimi çok koyu Amerikan milliyetçisi halbuki.

-Değil. Amerikan milliyetçisi olduğunu zanneder, öyle olduğuna inandırılmıştır, o hurafe ilmi bahsine girer. Bir ülkenin bütçesinden kim daha fazla pay alıyorsa onun çıkarları korunuyor demektir. Beyaz Saray, Pentagon, Amerikan İstiklal savaşıyla bütün bağlarını koparmış, İsrail milliyetçilerinin elinde. Gerçek Amerikan milliyetçisi, Amerikan İstiklâl Savaşı'nın ideallerine bağlıdır, Lincoln'e, Nathan Hale'lere bağlıdır. Bush rejimi, Amerikan milliyetçisi, yurtseveri değil, İsrail milliyetçiliğinin kuklası. ABD vatandaşları, ödedikleri vergilerden bir İsrail vatandaşının daha fazla pay aldığını bilmez. Amerikan halkı gerçeği farkına varsa, Pentagon'undan Beyaz Saray'ına, onları Amerikan halkının ödediği vergileri ABD menfaatleri aleyhine kullanmaktan ötürü Waşington Meydanında tam takım hesaba çeker, yargılar...

-11 Eylül Komplosunu kurmaktan bir de.

-...yargılar ve vatana ihanet cürmünü işledikleri sabit olduğundan mahkum eder.

-Eder değil mi?

-Eder tabii

-Amerikan halkı aslında çok zavallı bir durumda. Bunları biz biliyoruz, gerçek Amerikan milliyetçileri de bilmiyor mu? Daha doğrusu niye anlatamıyorlar Amerikan halkına.

-Var. ABD'de gerçek vatanseverler Amerikan İstiklal Savaşının ideallerine bağlı, "Yeraltı Hareketi" var, başladı.

Hattakiler;

-
Irak'ta da Amerikalı, İngiliz işgalcilere karşı direniş yükseliyor. Yüzlerce direniş hareketi kurulmuş.

-Iraklı vatanseverleri silâhsızlandırmaya kalkışmışlardı.

Joe;

-Tutmadı. Irak halkı silâhlarını işgalciye teslim etmiyor. Niye etsin ki?... Amerikan Anayasasının da Iraklı vatanseverlerden, direnişten yana olduğunu biliyor muydunuz?

"Amendment II  A well regulated militia, being necessary to the security of a free state, the right of the people to keep and bear arms, shall not be infringed".

Devletin bütünlüğünü korumak için gerektiği taktirde nizami milis kurmayı, halkın silâhlanmasını sınırlandırılamaz bir hak olarak kabul ediyor. Arap Sosyalist Partisi milislerinden yana. Amerikan Ingiliz galcilere karşı silahlanmak Amerikan Anayasasına göre de bir hak.

-Hak deyince...Bu arada "İkiz Sözleşmeler"i, "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi" ve "Kisisel ve Siyasî Haklar Sözleşmesi" başlıklı uluslararası sözleşmeleri, 4 Haziran 2003 günü 6 Şubat Tezkeresinde olduğu gibi kaşla göz arasında Meclisden geçirip, Cumhurbaşkanına gönderdiler. "Kurtarıcılardan kurtulmak" meselesinde olduğu "kendi kaderini tayin hakkı" ilkesinde de durum aynı, karıştırmayın birbirine.

-"Kendi kaderini tayin hakkı" gayet açık bir ilke, karıştırma tehlikesi...

-Hak tamamda istikamet ne?

-?

-"Kendi kaderini tayin hakkı"da hangi kader? "Kendi kaderini tayin hakkı" bütün haklar, ilkeler gibi kağıt üzerinde pek güzel dururda, tayin eden kim ve maksadı ne?

Joe;

-Karar olarak hangi kader?

-Kader dediğin kararı alan, çizen kim? Onların "tanrı"sı "millileştirmeyi" günah sayar. Sebebini millicilik enayiliği olarak gördüğü yoksulluğu elbette sevmeyen bir "tanrı" deli mi ki insanların milliciliği kader olarak görmelerine razı olsun?

-Bu "tanrı" işini bilenleri seven bir "tanrı" değil mi?

-Evet. Devleti, demiryolunu, bağımsızlığı hiç mi hiç sevmez.

-Anladım.

-İyi...Yani maksat ve istikametten kaçılamıyor. İnsanın tek ya da toplu olarak işlediği hiç bir fiil yoktur ki maksattan ve istikametten muaf olsun çocuklar. Adına, "özgürlük operasyonu"da deseniz, "
demokratik değişim ve dönüşüm süreci harekâtı"da deseniz...

-Veya "demokratikleşme saldırısı"...

-Evet, "demokratikleşme operasyonu"da deseniz, vasıta değil, maksat ve istikamet önemli... O belgelerdeki kendi kaderini tayin hakkı, meselâ "petrolün kaderi"ni Bush'un kafadarlarının petrol şirketlerine doğru tayin etme şartıyla bağlı bir hak. Arap Sosyalist BAAS Partisi gibi Irak'ta petrolü millileştirirsen, "tanrı"da "Arap petrolü"nün kaderini "Kürt petrolü" olmak olarak tayin eder, sende BAAS olarak "Ortadoğu'da demokratik değişim ve dönüşüm sürecine girmemekte ısrar eden tüm statükocu ve gerici yapılardan biri" ilân olursun. Millileştirilen petrol kaynaklarının "özelleştirme çapulculuğu"yla kamudan "özgürleştirilmesi süreci"ne "halk" olarak katılanlar ise, petrol kuyularının denetim altına alındığı saldırıda dahil, işbirliği yaptıkları sürece "kendi kaderlerini tayin etmiş" sayılırlar...

Kadere manisi yoktur "o kuyuların bütün Iraklılara ait olduğunu" söyleyerek seyredebilirsiniz...




(Devam eder)



dolun__ay@hotmail.com