-Dolunay gecesinde güzel bir marş dinledik. "Dolunay Marşları"ndan "Get Real"in BAAS versiyonuydu. "Dağ Başını Duman Aldı"nın komşusu. Evet, ürpermeniz geçti mi?

-Bana mı söylüyorsunuz? Daha iyiceyim.

-İyi. Okuyorum o zaman;

"Biz oraya petrol için gitmedik, ama şimdi diyorsunuz ki neden olmasın?... Başkan olarak bulunduğu yüksek mevkiden George W. Bush 'Özgürlüğün insanlığa Tanrı'nın bir hediyesi olduğunu' belirtti. Bense bir vatandaş olarak, "Petrol Tanrı'nın insanlığa bir hediyesidir" diyorum. Bu zenginlikler Irak halkına ait değil... Üzerimize "Yanke Evine Git" Bir Milyon Adam Yürüyüşüyle geldikleri zaman değil

Eğer bize şükranlarını sunmayacaklarsa, biz de onu petrol olarak alalım. O petrol kuyularını kanımızla kazandık.

Biz oraya kitle imha silâhlarını bulmak için gittik, fakat rastlantı eseri 24 milyon insanı kurtardık. Ücret olarak bize yumruklarını sallıyorlar. Ne hoş. Ama her seferinde aldığımız bu (zaten). Milletler bize gelip problemlerini halletmemiz için yalvarıyorlar, biz de gidiyoruz, hemen ardından da biliyorsunuz istilâcı olmakla itham ediliyoruz"...

-Bu ne biçim bir...

-Şunu bir okuyayım, daha sonra konuşuruz. "... Milletler bize gelip problemlerini halletmemiz için yalvarıyorlar, biz de gidiyoruz, hemen ardından da biliyorsunuz istilâcı olmakla itham ediliyoruz...

Nerede sevgi? Irak'ın çevresindeki Arap ülkelerinin hiçbirinde bulunmadığı kesin. Sanırdınız ki heyecanla karşılayacaklar. Yaptığımız şey, en azından onların Arap kardeşlerine özgürlüklerini vermekti. İronik bir durum, biz yalvardık, satın aldık, rüşvet ödedik. Kanımızı dökmemize izin vermelerinin karşılığında İsrail'i kurban etmemizi talep ettiler... Tony Blair çığırtkan olarak hizmet ediyor.

Saçmalık. Onlara yardım ediyoruz, onlar da sanki bize yardım ediyorlarmış gibi davranıyorlar. Bize İsrail'i verin biz de size Arap yoldaşlarımızı korumanız için yardım edelim. Aklım karıştı.

Bütün o zehirli kimyasal maddeleri bulmadığımız için bizimle alay eden bir liberal köşe yazarının makalesini okuyorum. Başaramadığımızı söylüyor. Liberalizm gerçekten de  insan haklarıyla ilgili değil miydi? Yönetimi tamamen insan hakları üzerine kurulmuş olan Jimmy Carter nerede? Ramsey Clark nerede? Layıkıyla halledilmiş bir insan hakları görevi için sırtımızı sıvazlaması gereken bütün o liberaller neredeler?

Geçen gün bir arkadaşım öğle yemeği boyunca bana bütün meselenin petrol olduğunu anlattı. O anda şimşek çaktı, çarpıldım. Evet, niçin olmasın? Başta petrol değilse bile şimdi evet! Adına, Araplar yaşayabilsinler diye ölmeye gönderdiğimiz Amerikan Hıristiyan ve Yahudi askerleri için tazminat deyin. Veya kıymet bilmekten yoksun Iraklılardan ve köle bir halkın imdadına yetişmemizde, sırf başkanın yanlış birisi olması yüzünden hiçbir fevkalade yan görmeyen nankör Liberal Soldan bir geri ödeme. Düşünün: Başkan Bush (Iraklı) Araplar için Musa'nın İbraniler için yaptığını yaptı. Onları kölelikten özgürlüğe kurtardı. Bu küçük bir şey mi? Bana sorarsanız hem Arapların hem de Solun bu nankörlüğüne sinirleniyorum ve bütün kusurun İsrail'in üzerine atılmasından da bıktım. Arapların başka bir yerde kabahat bulmaları gerçekten mümkün değil mi? Kendileri olabilir mi?

Ürdün Kralı televizyonda Dan Rather'a Arap dünyasının bugün yüz yüze bulunduğu bur numaralı problemin... İsrail olduğunu anlatıyor. Bir harita açıp bakın, kocaman bir eliniz yoksa Arabistan'ı örtemezsiniz. İsrail'i bulup dokunmak içinse serçe parmağınızı kullanın. Kraliçe Noor'da televizyonları dolaşıyor. Bir kitap yazdı ve her röportajında bize Arapların ve elbette İsrail'in de ızdırap çektiğini hatırlatıyor. Arapların bütün ızdırabının sebebi İsrail'in kusuru. Beynim durdu! İki yüz milyon Arap, beş milyon İsrailli.

Aklıma gelmişken, Bağdat caddelerindeki bu öfkeli insanlar biz gelmeden önce neredeydiler? Şimdi bin tane tankın koruması altında şu sergiledikleri, aman tanrım ne cesaret! O din adamları neredeydiler? Va'z vermelerine izin verilmiyordu, hele Saddam'ı kızdıracak hiç bir şey söyleyemiyorlardı ve şimdi, şimdi biz terörü ortadan kaldırdıktan sonra konuştukları ne? Amerika'dan nefret!

Hayır, bu petrol bizim. Fransa'ya, Almanya'ya, Rusya'ya zırnık yok.

Bütün o kuyular pompalamaya başlasın ve hepsi buraya gönderilsin, böylece gelecek sefer benzin istasyonuma uğradığımda bir galona otuz sent öderim"

İşte böyle... Joe?

-"Dumbfounded"... İnsanın dili tutuluyor.

-Jack Engelhard adlı bir yazarın 30 Nisanda söyledikleri... Arutz Sheva, İsrail National News. Bir galonda az buz değil ha. 4 litre... 4 litre benzine otuz sent.

Hattakiler;

-26 Milyon Iraklı tek tek kameraların önünde, "İşgalcileri istemiyoruz, 20 Mart Sabahı hangi rejim iş başındaysa o rejimi istiyoruz, Saddam Hüseyin Irak'ın lideridir" dese, yemin etse, bu adam acaba ne der...

-
"Tanrım şu nankörlerin yaptığını görüyor musunuz, ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor.
Daha kimden nefret ettiklerini, kurtarıldıklarını bile farkında değiller" der.

-Veya, "İşte demokrasi! Üç ay önce özgürlüğe karşı özgürce ses çıkarabilirler miydi? Ses çıkarabiliyorlar mıydı?" diye sorar.

-Diyorlar zaten.

-Yol haritası deyince, hedef ve istikamet belli. Onların "tanrı"sının projelerini yırtıp atıyoruz. Duydunuz mu? Bu da Allah'ın yol haritası... Evet Raid... Oku.

-Beşinci Mektup.12 Haziran 2003 Şafak vaktinde kaleme alındı.


Merhamet sahibi, merhamet eden Allah'ın adıyla

"Hak olduğu onlarca görülüp, anlaşılıncaya kadar İşaretlerimizi hem ufuklarda hem nefislerinde onlara göstermiş olacağız. Rab'binin her şeye şahit olması yetmez mi?"

(Kuran, 41:53)


Saddam Hüseyin'den büyük Irak halkına, Arap Milletinin ve İslâm dünyası toplumunun oğullarına kızlarına ve her yerdeki şerefli insanlara.

Allah'a, suçlu Amerikan ve İngiliz güçlerinin Irak'ın zenginliklerini çalarak safa sürmelerine müsaade etmeyeceğimize söz verdik. Bu nedenle, ordu mensupları, Cumhuriyet Muhafızları, el Faruk Tugayları, Kurtuluş Grubu, Baas Parti üyeleri ve el-Hüseyin Grupları da dahil, halkın çocukları gerçek bir kavgayı, istilâcı kâfir güçlerini Irak'tan defedecek büyük mücadelenin destansı tarzıyla bir muharebeyi sürdürüyor.

Kâfir düşman, silâh taşımakla hiç bir surette ilgisi olmayan sivil insanları öldürmeye başladı. Bu, birbiriyle anlaşan veya anlaşamayan halk içindeki bütün kuvvetlere Irak'ı işgalden kurtarma ortak gayesiyle ayaklanmayı zorunlu görev haline getiren bir husustur.

Ayaklanın, herkes, ayaklanın ve düşmanın günlerini cehenneme çevirin! Camileri, okulları, Ali'nin kabrini, el-Hüseyin'in ve el-Abbas'ın -Allah onlardan razı olsun- Ebu Hanife'nin ve Şeyh Abdül Kadir Ceylani'nin kabirlerini direnmenin ve işgalciyi defetmenin merkezleri haline getirin. Direniş, değiştirilemez bir karar olarak operasyonlarını genişletme kararı aldı. Dolayısıyla bütün yabancı kimseler ve mesleklerinin niteliğine bakmaksızın Irak'a alçak işgalciyle gelmiş bulunanlar ve Komuta Bildirisinde ikaz edilmiş olanlar, sonrasında olacakların etkileri bakımından direniş için hiç bir sorumluluğun söz konusu olmayacağı o tarihten, direniş ve ayaklanma ayı Haziranın 17'sinden önce Irak'ı terketmeli.İkaz etmiş olan mazurdur.

Büyük Irak halkı!

Arap Milletinin kızları oğulları, Müslüman dünya toplumu ve her yerdeki şerefli insanlar! Amerika'nın Irak'ta işlediği suçların iğrenç tabiatına dikkat edin. Suçlu Şaron'un suçlarına dikkat edin. Aynı zamanda gerçekleşiyorlar. Hedef İslâmdır, Arabizmdir, milletler ve insanlığın kendisidir.

İşgalcinin petrolümüzden ve malımızdan mülkümüzden çıkar sağlamasına müsaade etmeyeceğiz. Batı, işgalciler tarafından işlenen suçlar karşısında sessiz kalırken bu işgalden menfaat bulacağını düşünen her kim ise, Arap vatandaşı da olsa, müslüman olduğunu da iddia etse gerçekte bulacağı şey hiç hoşuna gitmeyecek.

Dünya üzerindeki bütün ülkelere çağrıda bulunuyoruz: vatandaşlarınızı Irak'tan çekin. Kurtuluş için bir savaş veriyoruz. Eğer dikkate almazsanız, o zaman onların hayatlarından siz sorumlu olursunuz.

Irak'a ne uçak, ne otobüs, ne de gemi gönderin. Bize göre, hedeftirler. Düşmanı onları kullanmaktan men ediyoruz. Zira düşman onları işgal güçlerini kalıcılaştırmak için kullanıyor.

Kurtuluş saati ve acı darbe yaklaştı. Kaçmaktan veya yok edilmekten başka hiçbir seçenekleri yok. Aralarından sadece bir kişiyi sağ bırakacağız, kâfir, suçlu Amerikaya ve Haçlı kiniyle dolu İngiltere'ye tutsakları idam eden, kadınlara ve çocuklara tecavüz eden, şeref ve fazilet kavramından yoksun diğer alçak işgalcilerin tamamı nasıl yok edildiler anlatabilsin diye.

En acı pişmanlığı, ahlâkı bozuk, çalmaya alışmış, kâfir, suçlu Bush ve onun baştan çıkmış küçük dalkavuğu Blair duyacak. İşgali mümkün olduğu kadar uzatmak için ordularını gönderen hükümetler bu yaptıklarına pişman olacaklar. İşgalciyle anlaşıp, yardım eden diğer Arap hükümetleri buna pişman olacaklar. İşgalci 72 saat içinde yüz elliden fazla sivil insanı ve iki yüzden fazla tutsağı öldürüyorsa bunun anlamı nedir?

Size göre bütün bunların anlamı nedir Irak'ın hür insanları? Araplara göre? İslâm'a göre? Dünyaya göre? Bu direnişin ilk safhası ki Danimarka, Polonya ve diğer kâfirleride ihtiva ediyor. Bu safhadan sonra, saldırganlık hâlâ devam ediyorsa, ona binaen davranacağız. Eğer bu safha düşman ayrılmadan kapanacaksa, savunmamızı onların ülkelerine, uçaklarına götürmek hakkımız olur, tamı tamamına Iraklıları öldürdükleri gibi mukabele edeceğiz onlara.

Allah'a ve halkımıza söz veriyoruz. Yaşasın büyük Irak! Yaşasın Akdeniz'den Ürdün Nehrine hür ve Arap Filistin!

Allah en büyüktür!

Allah en büyüktür!

Allah en büyüktür!


Ve alçak olan aşağılansın!


Saddam Hüseyin



Devam eder


dolun__ay@hotmail.com