-O ürperme duygusu bende de oluyor. Soğuk havada deri üzerindeki tüylerin diken diken olması, kalkması gibi ürperme ürpertisi değil. Daha şeyden gelen bir duygu.

-İçten...

-Böyle derinden derine gelen bir ürperme. Gece yarısı kestirme olsun diye tekinsiz yerlerden geçerken kapıldığımız ürperme duygusu gibi. Korku filmi seyrederken de olur.

-Korku filminin içinde de olur. Meselâ "yaratıklı film"lerde,laboratuarda mikroskobun lâmı üzerine koyduğu bir şeyi incelerken gördüğümüz bilim adamı, birden irkilir, allak bullak olur, yüzünde sebebini bilmediği, açıklayamadığı bir durumla, bir tehditle karşılaştığını anlatan dehşet ifadesi belirir, geri geri gider...

-Gözleri de kocaman kocaman açılmıştır...

-...şişelere, deney tüplerine çarpar, gürültüye arkadaşları koşar, "N'oluyor Joe?" diye sorarlar. Ürpertiler içindeki adam güçlükle, "Bu... bu şey...bu"... der...

-Bazen kekeler hatta...

- "...insan olamaz... kromozom yapısı, insan, hayvan, bitki dünya üzerindeki hiçbir hayat biçimine uymuyor"... Derken içeriye koşanlardan bir mikrobiyolog mikroskoba eğilir, inceler. Hâlâ ürpertiler geçiren ilk bilim adamı incelediği sırada sırf biz meraklanalım diye hiç gösterilmemişse veya bir iki saniyeliğine gösterilip geçilmişse, bu sefer  bakılan yeri biz de görürüz iyice... Lâmın üzerinde hakikatten sağa sola, yukarıya aşağıya salınım hareketi...amibik hareketler, girinti-çıkıntı hareketleri yapan yuvarlak hücreye benzer bir şey veya deli dana hastalığına yakalanmış sığır gibi çerçeve dışına doğru saldıran, saldırma teşebbüsünde bulunan içi kıvıl kıvıl kaynaşan, tırtıklı, mırtıklı bir acayip hücre yığını topağı görüntüsü gözümüze çarpar. İlk bakan bilim adamı kadar olmasa da bu adamda ürperir.

-Sebebi bilinmeyen korkunç gerçeğin ilk defa farkına varıldığı "mikroskop sahnesi"...

-...Daha sonra, meselâ birisi "Dünya Dışı Hayat Biçimleri Araştırma Merkezi Uzmanı", diğeri "Yıldızlar arası Boşluk Parapsikolojisi Enstitüsü Jüpiter Araştırma Bölümü" üyesi bir tecrübi para psikolog ve öbürleri uzman mikrobiyologlar olarak aralarında, dünyalı olmayan bu şeyin mahiyeti, nereden gelmiş olabileceği üzerine tartışmaya başlarlar, dünya dışı uygarlıkların birinden geldiğini tahmin ederler. Eğer inceledikleri bir doku parçası ve dokunun ait olduğu "organizma" da lâboratuarda ise artık büyüklüğüne göre bir kavanozun veya kalın bir camekanın içindeki "o şey"de arada bir görüntüye gelebilir.

-Onlarda ahtapot gibi bir şeye benzer nedense...Kollu, mollu deniz anası gibi..

-Kırbaç gibi şaklar, üzerine atladığı insanın... "Şak, şuk" diye

-Eski filmlerde kaldı o vınlayarak atlayan "yaratıklar"... B-filmlerde.

-...Acaba görünüşü itibarıyla plâzması motorine benzeyen bu organizma, bir başka yıldız kümesinde yaşayan iyiliğin safında bir uygarlık tarafından uzaya bırakılarak cezalandırılmış kanundışı bir lânetli, vicdanı olmayan bir "akıl", bir cinai unsurdur da, Samanyolu'nun içine kadar girip oradan dünyamıza tesadüfen mi düşmüştür, yoksa dünyamız, meselâ  uzayın karanlıklarında yuvalanmış, hayat enerjisi tükenmek üzere, ölüm halinde bulunan bir hasta "uygarlığın" dünyayı yeniden sömürgeleştirdiği taktirde sonsuzluğun sırrını ele geçirmiş olacağı, böylece kaçınılmaz ölümünü durduracağı saplantısıyla, insanlığın kalbi, o kalbin gözleri Merkezdoğu'dan başlayacak, belki de başlamış bulunan bilinçli bir istila-işgal saldırısıyla mı karşı karşıyadır? İster tesadüfi bir kötülük, isterse ölüm cinnetine kapılan bir cinai "uygarlığın"  plânlanmış bir saldırısı olsun, bu hastalık Merkezdoğu'ya, dünyaya şu anda ne kadar sirayet etmiştir? Nasıl yenilebilir? Bir ihtimal, insan kılığına da bürünebilen bu cinai organizmalar ait oldukları karanlığa geldikleri gibi yeniden nasıl püskürtülebilir?  Zaten film de bunun hikâyesidir.

-Carpenter'ın  "They Live" filminde öyleydi. Dünya dışından gelen yaratıklar, kadın, erkek normal insanlara benziyorlardı. Aynı insan... Filmin kahramanı özel bir gözlükle baktığında onları gerçek biçimleriyle görmüş, dehşete kapılmıştı.

-
Bilinçaltıyla algılanan mesajlarla tüketim toplumunu idare edenlerin aslında dünya dışından gelen canlılar olduğunu anlatan filmdi  değil mi? Hani bir süper markette insanda her çeşidinden üçer beşer tane satın alma duygusu uyandıran mallarla kaplı ışıl ışıl rafların arasında bir köşesine, kolaların, molaların arasına bebeğini de iliştirdiği, alış veriş vagonunu iterek dolaşan genç güzel bir kadın  özel gözlüğü  takıp bakınca, çirkin, buruşuk, kırışık, yüzünden gözünden böyle şıp, şıp cerahat damlayan bir şey mi ne oluyordu... kadın değil organizma.

Joe;

-Yuck!

-Yuck, muck...ama böyle yani.

-Dinlerken bile görmüş gibi tüylerim diken diken oldu, nokta nokta kabardı.

-... 90 yılı ortalarından itibaren ABD-İngiltere-İsrail'in kabul ettirip, uygulattığı ambargo nedeniyle Irak'lı 500 bin çocuğun ölmesini "makul bir fiyat" olarak gördüğünü söyleyen ABD eski Dış işleri Bakanı Albrıght'ın resmini her gördüğümde işte o klâsik "mikroskop sahnesi" gelir aklıma... Bilim adamlarının sebebi bilinmeyen korkunç gerçeği fark ettikleri "o anda", sahnenin en "o anında" hissettikleri ürpertilere kapılırım... Sanki gözümde özel bir gözlük...

-Thatcher'ı görünce de aynısı.

-Aynısı... İngiliz sömürgeciliğinin aslında Arjantin kıyılarının doğal bir parçası olan Malvinas adalarını tekrar işgal ederek Arjantin'den geri aldığı 82 yılı ortalarında ki "Falkland Savaşı"nda Başbakandı. O saldırı öncesinde, sırasında  Thatcher'ın verdiği pozları hatırlayan var mı?

-Tankın tepesine mi çıkmıştı? Namlusunun yanında durmuştu.

-O dediğine benzer bir pozdu, bir elini roketin üstüne mi  koymuştu, yoksa şu kadar milimetrelik topu Arjantin hedeflerine tam ateşlemek üzeremiydi, öyle bir pozdu. Asker değil bir şey değil, kadın öldürmeye bayılıyor. Anzak gazeteciyi bilmem, Albright'ta Thatcher'da anne. Mutfakta yemek pişiriyor, süpürge filan yapıyor. Annelik duygusuna sahip bir kadın olarak hayat vermen lâzım, alman değil.

-Bunlar sanki anne değil de, anti-anne... Anti-annelik duygusu.

-Sanki gözümde o filmdeki özel gözlük, esas canavarlığı, canavarları, yani gerçeği görüyorum. Fakat "özel gözlük" diye bir şey yok ha çocuklar... Özel gözlük gerçeğin, hakikatin ta kendisi. Ruhunuzda  mevcut. Aslında canavarlar insan kılığına bürünmüş değiller, oldukları gibiler. İşte o "They Live" filmindeki gibi  bilinçaltıyla  algılanan mesajlarla yıkanmış beyinler, canavarları insan, canavarlığı, barbarlığı da "özgürlük operasyonu" olarak görüyorlar, gördüklerini sanıyorlar. Canavar olan Saddam Hüseyin değil, Bush, Rumsfeld, Wolfowitz, Cheney, Blair, ve diğerleri. Canavarlıksa Irak'ın işgali... K.999, evet? Bir saniye... unutmadan hepinize soruyorum, "Filanın aziz hatırasına, sevgi dolu hatırasına" hatırasına ibaresini nereye yazarız? Şimdi cevap vermeyin, düşünün, sonra üzerinde konuşuruz.

-Bayram kartına mı?

-?

-Sordum yani öylesine.

-Üzerinde "filanın aziz hatırasına, sevgi dolu hatırasına" yazılı bayram kartı görmedim ben hiç. "In Loving Memory of... ".  İbarenin İngilizcesini vermemin sebebi var... Bir yandan düşünün bakalım bu ibare nereye yazılır. Alo, sizi beklettik, evet,

-İstiklâl Radyosundan arıyorum, Saddam Hüseyin'in iki mektubunu okumak istiyorum, mümkün mü?

-Mümkün tabii. Yarın Türk Bağımsızlık Savaşı için önemli bir yıldönümü. Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsuna çıktığı 19 Mayıs 1919'un 84. yıldönümü... isabet oldu.

-Ben de zaten o nedenle okumak istiyorum, ortak bir İstiklâl savaşı bu. Arapçadan İngilizceye çevrilmiş metinleri okuyacağım, Türkçe tercümeleri yok ne yazık ki.

-Ziyanı yok.

Hattakilerden biri;

-Eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in mektuplarımı?

-"Eski" olduğunu kim söyledi?

-BBC, geçen haftadan beri "Eski" Irak Devlet Başkanı diyor.

-BBC'mi karar veriyor Merkezdoğu'da devlet Başkanlarının "eski" olup olmadığına? Buyurun, siz okuyun.

-Birincisi 28 Nisan tarihli. Okuyorum.


"In the name of God, the Compassionate, the Merciful. 'And yet they had already covenanted with Allah not to turn their backs, and a covenant with Allah must (surely) be answered for.' [Koranic verse]

Iraq, 28 April 2003, from Saddam Hussein to the great Iraqi people, the sons of the Arab and Islamic nation and the honourable ones everywhere, God's peace, mercy and blessings be with you.

In the same way that Hulagu entered Baghdad, Bush entered it with an Alqami and with more than one Alqami [reference to Alqam, a Shia who helped Mongol invader Hulagu Khan enter Baghdad in 13th Century].

They only triumphed over you - o you who reject the occupation and humiliation and you who have Arabism and Islam in your hearts - by treachery. By God, it is not a victory as long as the resistance remains in your hearts.

What we have been saying has now become a fact. We do not live in peace and security as long as the freak Zionist entity is on our Arab land. Therefore, there is no division in the unity of the Arab struggle.

O sons of our great people, rise against the occupier and do not trust those who talk about the Sunnis and Shias, for the only issue that the homeland, your great Iraq, is facing at present is that of occupation.

There are no priorities other than the expulsion of the infidel, criminal, murderous and cowardly occupier with whom not a single honourable person, only the traitors and agents, shook hands.

I tell you that all the countries around you are against your resistance, but God is with you because you are fighting the infidels and defending your rights.

The traitors have allowed themselves to speak openly of their treachery, though it is a shame. Speak openly of your rejection of the occupier for the sake of the great Iraq, the nation, Islam and humanity.

Iraq, the sons of the nation and the honourable ones will triumph and we will retrieve the antiquities and rebuild Iraq, which they want to split into parts, may God shame them.

Saddam did not have any possessions in his name. I challenge anyone to prove that the palaces were in the name of anyone other than the Iraqi State. I left them a long time ago to live in a small house.

Forget everything and resist the occupation. The sin begins when there are priorities other than the occupier and his expulsion. Remember that they are seeking to bring in those fighting each other [for power] so that your Iraq will remain weak and they can loot it as they wish.

Your party, the Arab Socialist Baath Party, is proud that it has not extended its hand to the Zionist enemy and has not conceded to a cowardly American or British aggressor.

Those who have stood against Iraq and plotted against it will not enjoy peace at the hands of the United States.

Greetings to everyone who resists, to every honourable Iraqi citizen and to every woman, child and old man in our great Iraq. Unite, and the enemy and the traitors who have entered with him will run away from you.

Be aware that those with whom the invading forces came and their aircraft that flew to kill you will only bring you poison.

God willing, the day of liberation and victory will come to us, the nation and Islam before anything else. Right will triumph this time, like it does every time and the coming days are going to be more beautiful.

Protect your possessions, districts and schools. Boycott the occupier; boycott him because this is the duty of Islam, religion and the homeland.

Long live the great Iraq and its people. Long live Palestine, free and Arab from the [Jordan] River to the [Mediterranean] Sea.


God is Great. Let the accursed be cursed.


 Saddam Hussein"


Ikincisi teyp
çözümü. 7 Mayis tarihli.


"In the name of God most gracious most merciful we praise our messengers and their followers in life. In the next life they will have justice.

Iraqi people, great Iraqi people, women and men, and the Iraqi armed forces and all people who want to change their attitude about their enemies, peace be upon you all. I don't want to talk in details about the occupation and why and how, and I am going to focus on how to face these invaders and kick them out from Iraq, I addressed some messages before, many messages before. Some of them were by my voice and some were addressed to the mass media, but we know and you know very well the mass media in the whole world is controlled by the Zionists, and especially by its headquarters in the White House.

Therefore we have tried hard to address our messages by many many ways, and some of them reached you people in the Iraqi governates, and some will reach them sooner. In any case, it sounds as if we have to go back to the secret style of struggle that we began our life with.

Through this secret means I am talking to you from inside Great Iraq and I say to you, the main task for you, Arab and Kurd, Shia and Sunni, Muslim and Christian and the whole Iraqi people of all religions, your main task is to kick the enemy out from our country.

You have to believe that he who is working with the foreigners is working against you. He is not only a servant for foreigners, he is an enemy of God and an enemy of the people as well. Reject these people and reject anything that will divide you, Iraqi people. Be united all under your flag, under the Iraqi flag, under the slogan Allahu Akhbar, all in one trench. The Iraqi people must keep their own civilisation in which they are one country, one people, as they are now.

Your enemy came to Iraq and they thought that the Iraqi people would receive them with flowers but they were surprised. Some people now are changing their minds about the Americans and the occupation. We have no option but to struggle and satisfy God and high principles and ourselves as well.

Now, some poeple who supported the Americans and the occupiers are now changing their minds, step by step. Now everyone is going to change their minds, and they know what is best for them and their family. Their familiy is Iraq.

But they will not understand everything unless they know the whole truth about themselves.

The Iraqi people challenged the whole world by celebrating the 28th of April (Saddam's birthday) and asserted that this festivity was not forced on them by Saddam Hussein or by the authorities, It was an Iraqi decision, because they consider Saddam Hussein as a brother or as a father to them. And this is just to express of their free will that nobody forced them to do it or to live in any way against their will. It is their true attitude towards Saddam Hussein.

The Iraqis want to challenge the occupation and say to all humanity, yes, the occupiers could occupy Iraq, but they will never be able to change the Iraqi heart's love for Saddam Hussein and their country.

Some of these people admired the west and described it as the free world, but it is not. And genuine people would never care about the western media, because it is controlled by Zionists. Especially the two administrations in Washington and London, which are controlled by the Zioinist media. They tell many, many lies, and you Iraqi people have won your moral battle because the Americans destroyed Iraq and stole Iraq's ancient archaeology by destroying the Iraqi National Museum.

This time we are standing against America, a tryant power that rules the world. You Iraqi people will shame the Americans as the Palestinians shame the Zionists. The Zionists are baffled how to fight the Palestiniain people and you the Iraqi people, men and women, stand together against the invasion and show your stance as much as you can by writing on walls, or making positive demonstrations or not selling them anything or buying anything from them, or by shooting them with your rifles and trying to destroy their cannons and tanks.

The most important thing is that each Iraqi man or woman has his own duty, child or older person, which he must do, and if they miss anything they have to make up for it the next day, and if they miss a week they have to make up for it the following week. Don't let the Americans settle in Iraq.

Each day and every day you must express how you resist the occupation, and the eye of God will be on you and on all people who take a stand against the occupation. And god will honour his people, and god will love the people who redeem themselves, and we must not be sad and helpless, and God will love he who works for victory. Victory is coming, God willing, and you have to satisfy your God before yourself.

Then victory will come from the love of god. And of course God will ease our task because there is no victory without the support of God.

Work hard, work hard through this to win paradise and then victory will be visible. Work hard for God, Iraqi people, Iraqi women, Iraqi men, and we are with you. We are working with you.

Victory is coming, God willing. They want to extinguish the light of God by their tongues but God will complete his victory. Allahu akbhar, Allah is the greatest, and shame on the American government and a curse on them until judgement day."


-
Amin!



devam eder


dolun__ay@hotmail.com