"Kutsuza boyun eğene Türk denmez"

Mevlâna

 


"Dünyada bağımsız bir devlet düşünülebilir mi ki, iç işlerine dostlarının dahi karışmasını hoş görsün..."

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

 



16 Temmuz 2002

(Haber bültenleri-Anti-millici)

ABD, Irak'ı vurmakta kararlı... Wolfowitz Türkiye'nin nabzını tutuyor

ABD Savunma Bakan yardımcısı Wolfowitz, Irak'ı vurmakta kararlı olduklarını ifade etti. Türkiye'nin nabzını tutmak için Ankara'ya gelen ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz, Irak'a 75 veya 100 bin askerle operasyon düzenlemekte kararlı olduklarını belirtti. ABD Savunma Bakan yardımcısı, Türkiye katılmasada Saddam Yönetimini devireceklerini söyledi. Operasyon Kasım ayında yapılacak.

Bağdat yönetiminden ABD'ye gözdağı...

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz'in bu açıklamasına Bağdat'tan tepki geldi. Irak Televizyonunda konuşan Saddam Yönetimine bağlı bir üst düzey yetkili, 'Kendimizi, vatanımızı koruyacağız, bunu yapacak gücümüz var' diye bir de tehdit savurdu.

(Fonda, Amerikan uçak gemilerinden havalanan jetler.... Amerikan roketleri)


ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz, "Türkiye katılmadan bu operasyonu yapamayız. Türkiye'nin bize yol göstermesini bekliyoruz" diyor.


(Haber bültenleri-Millici)

ABD; "Irak Devlet Başkanı'nı devirip, rejimi değiştirmek istiyoruz"

ABD Yönetiminin, belli aralıklarla Türkiye'ye gönderdiği diğer temsilciler gibi, Savunma Bakan yardımcısı Wolfowitz'de "Irak'ı vurmakta kararlı olduklarını" söyledi. Amerikan haber kuruluşlarının Kasım ayında yapılacağını ileri sürdükleri harekata, yine aynı çevrelerin iddiasına göre 75 bin veya 100 bin asker katılacak. Bazılarına göre, Wolfowitz, "Türkiye katılmasada, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i devireceklerini" söylüyor. Bazılarına göre ise, "Türkiye katılmadan bu operasyonu yapamayız. Türkiye'nin bize yol göstermesini bekliyoruz" diyor. Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmeniz için, bu haberleri geçen kuruluşların, ABD'nin Irak Devleti'ne yönelik politikasını destekleyen, aynı zamanda AB yanlısı kuruluşlar olduklarını hatırlatayım.

Irak yetkilileri ise, "Anavatanlarını savunma kararlılığının devam ettiğini" tekrarladılar.


Kıbrıs Kurtuluş Harekâtının 28. Yıldönümü Türk Milletine kutlu olsun!

Kıbrıs Cumhuriyetini Yunanistan'a bağlamak için başlatılan teşebbüsün Türk Ordusu tarafından boşa çıkarılışının 28. yıldönümü kutlamaları yaklaşıyor.

Bilindiği gibi Yunanistan, bundan 28 yıl evvel, 15 Temmuz 1974'de, Kıbrıs adasını kendisine bağlamaya teşebbüs etmiş, fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zamanın Başbakanı Bülent Ecevit'in Barış Harekâtı adıyla duyurduğu, ilki 20 Temmuz da, ikincisi ise, Sakarya Meydan muharebesinin başladığı güne rastlayan14 Ağustosta gerçekleştirdiği iki harekatla, teşebbüsün âkibeti yenilgi olmuştu.

Anti-Millici cepheye mensup televizyonların, gazetelerin geçiştirdiği, resmi kutlamaların ise yetersiz kaldığı bu yıldönümlerini Milli Kuvvetler olarak coşkuyla kutlayalım. Kurtuluş Savaşı tarihimizin önemli günlerini, kritik anlarını, zaferlerini, Kıbrıs Zaferi'ini hemen hiç bilmeyen yeni-nesle bunları bilmenin önemini kavratalım.

Zaferin 28 Yıldönümü kutlamaları kazanılan zaferin büyüklüğüne uygun olmalı




MİLLİ MÜCADELE TARİHİNDEN...

10 Temmuz 21'den 29 Ağustos 22'ye
 

 


Akibetleri Yenilgidir...

17 Temmuz 1921

Sayı ve teçhizat olarak üstün düşman kuvvetlerinin çevirme hareketinin, imha tehlikesi büyük, tam bir kuşatmaya dönüşmesine fırsat verilmez.

Girişilen ricat hareketi, 5. Kafkas Tümen Komutanı Yarbay Cemil Cahit'in (Toydemir) Cephe Komutanlığına yazdığı raporda, 17 Temmuz günü ve gecesini, 'Görünüş, tümüyle uğursuz Balkan Savaşını andırıyordu' sözleriyle anlattığı üzere, büyük fedekârlıklara sahne oldu. Takip eden düşman kolordularıyla zaman zaman şiddetli çarpışmalar cereyan etti, vatan toprakları kaybedildi. 17-18 Temmuz çarpışmalarından sonra, düşmanın kuzeydeki 3. Kolordusununda bölgeye intikaliyle, 19 Temmuzda Eskişehir düşman işgaline uğradı. Bunun üzerine, 20 Temmuzda, Eskişehir'in doğusu-Seyitgazi hattını tutan Milli Kuvvetlerimizin bir gün sonra, Eskişehir'i geri almak için 9 tümenle işgalciler üzerine başlattığı taarruz, yorgun savaşçıların kazandığı mevzi bazı başarılara rağmen, ilk şaşkınlıklarını atlatan üstün donanımlı işgalcilerin karşı saldırıları nedeniyle amacına ulaşamaz.

Aynı gün, Türk Cephesinin sol kanadını kuşatacak şekilde Kuzeye, Kırgız Dağına yönelen düşman, takviye alarak harekâtını sürdürdüğü takdirde, Ankara'yla Batı cephesinin irtibatının kesilme tehlikesi büyüktü. Durum kritiktir. Türk Yüksek Kumanda heyeti, durumu gözden geçirip bir karar vermek zorundadır. Yorgun, yaralı kuvvetlerimizin derlenip toparlanmaları için gerekli zamanın kazanılması bakımından, işgal ordusuyla, Türk ordusu arasında, geniş toprakların geçici olarak bırakılmasını icap ettiren, Sakarya nehrinin Doğusuna kadar, stratejik bir çekilme kaçınılmaz görünmektedir. 18 Temmuzda, İsmet Paşa'nın karargâhında durumu yakından inceleyen Mustafa Kemal Paşa'nın kanaati bu merkezdedir.

Sakarya'nın Doğusuna çekilme emri, 21 Temmuz akşamı uygulanmaya başlanır. Üç günde tamamlanır. Cephe karargâhı Polatlı'ya nakledilir.

Sakarya'nın doğusu, 'Ya İstiklâl Ya Ölüm!... Ya Bağımsızlık Ya Teslimiyet' hattıdır. Bu hattan bir milim bile gerilemek söz konusu değildir. Bugün olduğu gibi, işbirlikçilerin desteğiyle şımaran düşman, ödenecek bedelin büyüklüğüne bakmaksızın bu hatta mıhlanacaktır.

İşgalci düşman, kazandığı başarının geçiciliğinden habersiz, zafer sarhoşudur. Atina'da daha Yunan taarruzunun ilk günü, 10 Temmuzda başlayan sevinç gösterileri, şehirlerimiz bir bir düştükçe daha da artmakta, Asya'nın barbarına, Anadolu'nun hasta adamına indirilen tokadın şiddeti anlatılmaktadır. Istanbul ve İzmir'deki yabancı azırnlıklar ellerinde Yunan Bayrakları meydanları doldurmuştur.

Sevinenler yalnız işgal ordusu ve yabancı azınlıklara mensup olanlar değildir.

ABD'nin umutsuzca her 6 ayda bir gönderdiği 'üst düzey temsilciler'in yapmaya çalıştığı üzere, görevi, bu ülkenin yıllar önce iflas edip ölmüş Merkezdoğu politikalarını, Türk Milletinin zihninde yeniden canlandırmaya çalışmak olan Savunma Bakan yardımcısı Wolfowitz'in Türkiye'ye gelmesiyle birlikte gerçek niyetlerini bir defa daha gözler önüne seren, sevince garkolan siyasi yapıdaki, medyadaki günümüzün Sevrci federalistleri, anti-millicileri, nasıl ki kaderlerini Kıbrıs'ta 'Yunan', Kuzey Irak'ta 'Amerikan zaferi'ne bağlamışlardır, o devrin Sevrci işbirlikçileride Anadolu'da bir 'Yunan zaferi' beklentisi içindedirler... İşgal Ordusunun Sakarya hududuna ilerlemesi, Türk Ordusuna düşman, vatan duygusundan mahrum bu tabakayıda umutlandırır. Bu tabakanın umutları, Yunan kabinesi askeri müşaviri General Stratigos'un 21 Temmuzda basın mensuplarına 'Kemalist Ordusunun (Milli-Ulusal Kuvvetler) âkibeti böyle oldu. Geriye kalan enkazın tamamen dağılması çok sürmeyecektir" şeklindeki açıklamayla iyice artar.

'Kemalist ordusunun omurgası dağılmıştır'. Gövdesinin ezilmeside an meselesidir.

Vatan duygusundan mahrum, Milli-Ulusal devlet düşmanı işbirlikçilik, Istanbul'un, İzmir'in yüksek semtlerinde kadınıyla erkeğiyle mutludur.

O günün federalistlerinin gazetelerinin başlıklarına, köşe yazılarına yansıyan bu sevinc, 14 Ağustosta başlayıp, işgalci düşmanın 21 gün süren göğüs göğüse çarpışmalar sonunda Sakarya'nın batısına atılmasıyla sonuçlanacak Sakarya Meydan Muharebesinin kazanılmasıyla, 'Türkiye'nin geleneksel dokusunu bozup', Türk Devletini işgal altına alacağı, 80'lere 90'larde yeniden hortlayana dek yok edilmiş olacaktır.

Fakat işbirlikçilik, inançsızlık, maalesef Ankara'ya, Meclis'e kadar sızmıştır ve bu bir muharebe kaybetmiş, fakat son sözlerini söylememiş, nihai büyük zaferden adları gibi emin Mustafa Kemal'le silâh arkadaşlarını, Mustafa Kemal'in şahsında bütün bir vatansever hareketi bitirmek için, uygun bir fırsat geçtiği inancıyla ellerini oğuşturmaktadır.