-Hattakiler, unutmadan, Irak'taki Paul Bremer adlı şahısla ilgili test sorusunu da sorayım, Paul Bremer adlı bu şahıs;

a-"ABD'nin atadığı sivil yönetici"

b-İşgalci unsurların üniformasızı.

c-Davetsiz "misafir". "Misafir"in bir tarifi de umduğunu değil bulduğunu yiyen "ziyaretçi". Saddam Hüseyin'in mektuplarından birinde var.

-Hangi mektuptu ki?

-Onu da siz bulun. Basit bir soru olduğunu farkındayım, fakat bu kadarla bırakmayacağız, konuşurken bir yandan da bunu düşünün. Evet... İşte şuradaymışlar. Çay tabağının altında. Deminden beri arıyordum...Kâğıt sepetine bile baktım ayağımla... Şunları bulmuşken okuyayım. İngilizce bir e-mail. Merkezdoğu'da Kuveyt'te bulunan Amerikan işgal güçlerine mensup Binbaşı Boehm bu e-mail'i 2 Nisan 2003 Çarşamba günü, saat 4.50'de, Sergeant John Di Dimenico'ya, Binbaşı Thomas Johnson'a, Proud PD'ye ve NYPD24423'e göndermiş. Bu son ikisi tahminen emekli Amerikan polisleri. Mesajın konusu, Joe'nun adaşına göre, "Basit bir rica". Okuyorum.

"Dün iliştirildi" demiş. Ve devam etmiş, "...Umarım bu tatmin edicidir. Gecikme için özür dilerim fakat iş çok. Silâhlar, üzerine yazacak kadar uzun süre durmuyorlar. Kayıt için: Bu övgü ibaresinin üzerine yazıldığı silâh 2000 pound, Joint Direct Attack Munition (JDAM) GPS güdümlü bomba. Büyük, çirkin ve daima öldürücü, onu çok seviyoruz. Bomba, 1 Nisan 2003 gecesi, Bağdat'ın doğusunda belirlenen hedeflerin üzerine atıldı. Hedefler, Cumhuriyet Muhafızlarına bağlı el-Nida tümeniyle ilişkiliydi. Misyonu, Kuweyt'te üslenen United States Marine Corps F/A-18D yerine getirdi. Misyon ve silâh 100% başarılıydı. Daha fazla yapabileceğim bir şey varsa lütfen bildirin. Benim için bir şeref ve zevktir. Selamlar" demiş.  İmza, "Semper Fi Major Joe Boehm". Adaşın Joe'nun rütbesi Binbaşı herhalde. Binbaşının isminin önündeki bu Semper Fi, "Semper Fidelis"in kısaltılmışı. Lâtince "Seni seviyorum" mu demekti Joe?

-"Daima sadık, güvenilir" anlamında. Deniz piyadeleri kullanıyor.

-Belirtmemiş olsada bu bombaları kendi ülkesine değil, hiç şüphesiz Afganistan'a Irak topraklarına atmak kaydıyla seven Binbaşı Boehm espritüel de... Gecikmesine sebeb olup onu karşı tarafa üzüntülerini bildirmek zorunda bırakan "çok iş"i şöyle ifade etmiş;

"Sorry for the delay but business is booming".

Cümledeki "boom" fiili, meselâ patlayan top, bomba sesini veya benzeri sesleri ifade ederken kullanıldığı gibi bir ticari faaliyetin hızla yükseldiği anlamınada geliyor. "Çok iyi giden iş"e benzettiği "faaliyet", varsa eğer karısının ve yine varsa eğer çocuklarına "ekran başında" muhtemelen "Daddy"nin "dünyayı kitle imha silâhlarından kurtardığını" patlamış mısır yiyerek seyredip, anlattığı "bombardıman"... Hastanenin bulunduğu şehir Bağdat olsaydı, Iraklı hemşirenin belkide o gece Arap ezgileri mırıldanarak sakinleştirmeye çalıştığı Jessica'nın huzursuzlanıp uyuyamamasının sebebi, bana kalırsa kod adı "şok ve dehşet operasonu" olan bu "faaliyet"in gürültüsüdür derdim.

Hattakiler;

-Yatağını yadırgamasından daha makul bir sebeb olurdu.

-Ama Jessica yazıcı da olsa asker. Patlama seslerine alışkın olması gerekir. Gerekmez mi?

-Bombanın atıldığı yerle, yanlışlıkla vurulma ihtimali bulunan bir binada bulunmak aynı şey değil ki.

-Atıldığı yerle, düştüğü yer aynı bir kere.

-Yani o anda bombardımanı yapan, bombayı atan tarafta bulunmakla, aynı bomba tarafından yanlışlıkla vurulma ihtimali bulunan yerlerden birinde uyumaya çalışmak farklı. Neresi aynı bunun?

-O başka...

-Başka tabii... ilkinde seyrederken duyulan huzursuzluk, "Savaşın bilinmedik yanlarından birini, korkunç güzelliğini keşfetmek" gibi. Fakat yanlışlıkla düşme ihtimali bulunan binalardan birinde bulunmak, Doha'daki "Poster Boy"un lisanında adı "soft target-yumuşak hedef" olan "insan vücutları"ndan biri olarak, yatağın içinde uyumaya çalışmaksa sadece "korkunç"tur herhalde. Meselâ bir "canlı kalkan" gibi...

-Ama o "canlı kalkan"ların bir bölümünün Amerikan, İngiliz ajanları olduğu ortaya çıktı.

-Ciddimisin?

-Üzerlerinde vurulmak istenen hedeflerin yerini tespit eden küçük, hassas cihazlar taşıyorlarmış. Hedefin yerini o cihazla tespit edip, bildiriyor.

-Bunlar kamaraların önünde şey diyorlardı... Söze "Irak halkı için gerekirse canımızı vermeye gidiyoruz" diye başlayıp, "Saddam rejimini desteklemiyoruz" diye bitiriyorlardı.

-"Amerika kararlı, devirecek... Umutlanmayalım hiç. Bu kadar yığınak yaptıktan sonra, hiç...  Bari bir an evvel başlayıp, sivil can kaybı fazla olmadan bitse" diye niyetlerini güya hiç belli etmeyen "barışçılar" işte bunlar... Dört gözle bekliyorlardı, istiyorlardı.

-Hem de nasıl istiyorlardı.

-Çocuklar yeter... Elektronik postada sözü geçen övgü ibaresi şu;

"In Loving Memory of Jason Sekzer"... "Jason Sekzer'in Sevgi Dolu Hatırasına"...

Az önce arayan arkadaşa söylediğim üzere bu ibarenin yazıldığı diğer yerlere hiç benzemeyen yer, işte bu 2000 poundluk "güdümlü bomba". Jason Sekzer'in sevgi dolu hatırasının, onun adının biraz sonra belkide insanların içinde "kendilerini iyi hissetmek barınmak, uyumak için kullandıkları binalar"dan birini tahrip edecek bir "güdümlü bomba" üzerine yazılarak paylaşılması her ne kadar hoşunada gitmiş olsa, çirkin fakat öldürücü bombaları çok seven Binbaşı Boehm'in fikri değildi. Peki kimin fikriydi? Bu "basit rica"yı anlatan gazetecinin 30 Nisanda yazdıklarını okuyorum.

"Basit bir rica - Oğlumun Adını Bir Bombanın Üzerine Koy

New York şehri Polis Şubesinden emekli bir Çavuş 9/11 Dünya Ticaret Merkezinde oğlunu kaybetti. Deniz Piyadeleriyle temas kurup oğlunun adını Bağdat'a attığımız bombalardan birinin üzerine koymalarını rica etti. Sürpriz bir şekilde, Kuveyt'te bulunan Binbaşı Boehm'den takip eden e-maili ve 3 resmi alacaktı. Askerlerimiz ne mükemmel değil mi?...

-Aynı adam mı söylüyor son cümleyi?

-Efendim?...Gazeteci söylüyor, evet. Boehm'in mesajının başında "Dün iliştirildi" dediğide "güdümlü bomba"nın  üzerine "İn Loving Memory of Jason Sekzer" yazılı olduğu halde çekilmiş hatıra resimleridir. 

Okumamış Taşlıtarlalı mırıldanıyor;

-"Güdümlü bomba"ya "akıllı bomba" demek hangi "güdümlü akıl"ın işidir, gel de anla. "Güdülen akıl"a akıl denir mi.

-Sekzer'in babası resmi makamlarla nasıl yazışılacağını iyi bilmediğinden olmalı bu "basit rica"yı onun yerine bir başka emekli polis yapmış.  Emekli Polis Memuru Gary Gorman mümkünse Kuveyt'te bulunan Donanmaya, Hava Kuvvetlerine veya Orduya veya  Deniz piyadelerine ait birimlere gönderilmesini istediği "basit rica"yla ilgili müracaatında emekli polis memuru olan arkadaşının Vietnam savaşına katıldığını da vurguladıktan sonra şöyle diyor;

 "...Simply to have his son name's put on one of the munitions (bomb, missile, artillery-shell) that will be used in the war on terrorism including Iraq"...

"Irak'ta dahil, terörizmle savaşta kullanılacak bomba, füze, top mermisi, birinin üzerine yazıverin".

Ne diyordu Anzak Gazeteci çocuklar? "Bunları hamamböcekleri gibi yok etmeli. Bunları yok edin". Bu barbarların 13 yıldır katlettikleri insan sayısını düşünün. Bunlan da babaları var. Bir saniye, evet?

-İyi akşamlar. 90 Ağustosunda, Thatcher'la Babası "Saddam Hüseyin bütün petrol yataklarına sahip olmak istiyor" diyen Waşington'daki çapulcu çetesinin başı 28 Mayısta imzaladığı "Executive Order 13303"le güya bütün Irak Petrollerini sahiplendi.

-Bak sen...Yale Üniversitesinin "Kafatası ve Kemikler" klübünde korsancılık oynayan şımarık veledleri büyüdüler, okyanusun öbür kıyısından dünyanın başına korsan kesildiler. K.999. Merkezdoğu’ya yönelik saldırı siyasi, iktisadi, askeri ve dini topyekûn bir saldırıdır. Topyekûn saldırıya aynı şekilde mukabelede bulunmak zaruridir.

-Amerikan Propaganda Makinesinin etkisini kıracaksın.

-Kuklalara itaat etmeyecek, Milli Kuvvetleri dinleyeceksin.

-İşgal güçlerini ve hıyaneti kendinden ayrı göreceksin.


Yardım Allah'tan.


Allah en büyüktür.

 

Devam eder


dolun__ay@hotmail.com