"Bir millet varlığını ve haklarını korumak yolunda bütün gücü ile, bütün görünür görünmez güçleriyle ayaklanmış ve karara varmış olmazsa, bir millet yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

 

 


Haftalık Sohbet

-Fakat durup dururken gitmişler... Birşeyden birşey yokken, böyle durup dururken, bir gece sabaha karşı, denizcisi, karacısı, havacısı toplanıp gidiyorlar.

-?

-Sebebi belirsiz ufo harekâtı gibi bir şey... Esrarengiz bir hadise yani... Kıbrıs Barış Harekâtı', ki aslında bir Kurtuluş Harekâtıdır, 28. Yıldönümü böyle sunuldu.

-Doğru. '28 yıl önce bugün, Kıbrıs Barış Harekâtı başladı'... Böyle bir şey işte. Hatırlamayanda çok.

-Dikkat etmek gerekir, çözümün aynılığını kanıtlamak üzere, Kuzey Kıbrıs'la, Kuzey Irak arasında, Irak Devleti aleyhine kurulan şekli benzerlikler, Irak'la Afganistan arasında, yine Irak Devleti aleyhine kullanılmak üzere kurulan benzerlikler kadar, temelsiz ve yanlıştır. Kuzey Kıbrıs ve Kuzey Irak'ı tarihi gelişim içinde ortaya çıkaran sebebler, taraflar, maksatlar farklı.
Kuzey Kıbrıs'ın ayrı bir devlet olarak ortaya çıkışında, Kıbrıs bütünlüğünün çoğunluğunu teşkil eden Rum kesimi içinde, Yunanistan'a bağlanmayı esas alan güçlü bir siyasi tercih, bu doğrultuda izlediği politikalarla belirleyici rol oynamıştır. Halbuki, Irak Devleti'nde, bir üçüncü tarafa bağlanmak eğilimi söz konusu değildir, tersine, Irak Devleti'ni etnik parçalara ayırmaya çalışan bir üçüncü taraf, ABD vardır ve Kuzey Irak'taki mevcut yapılanmada, ABD'nin, arkasında İsrail'in bulunduğu bu parçalanmaya, federalizme boyun eğmeyen Irak Devleti'nin iradesini kırmak için, 91 yılında kışkırttığı iç kargaşalıklar sonucu ortaya çıkmıştır. Öyle, 'Kıbrıs'ın Kuzeyi, Irak'ın Kuzeyi, demekki ikiside aynı' basitliğinde paralellikler kurup, aklınızı karıştırmayacaksınız. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs bütünlüğünden kopmak istemediği halde, zorla koparılan Kıbrıs Türklüğünün kendi varlığını korumak için kurmaya mecbur bırakıldığı bir devlettir ve geriye dönüşü mümkün değildir. Halbuki Kuzey Irak'taki yapılanma, hafızalarınızı yoklayın, 91 yılında, zamanın ABD Başkanı Bush'un emriyle başlatılan isyan hareketi başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, anavatan Irak Devleti'yle yapılan anlaşmanın ABD'nin baskısıyla bozulmasıyla ortaya çıkmıştır. Dışardan sürekli müdahale ederek Kuzey Irak'ı, kopmaması gereken anavatan Irak'tan koparmaya çalışan aynı güçler, Kıbrıs'ta görünüşte tam tersini istiyorlar. Aslında maksatları, Kuzey Irakta olduğu gibi, bu seferde anavatan Türkiye ile Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin yakınlaşmasını, AB'nin Kıbrıs'ı yutması durumunda hızlanacak bütünleşmeyi önlemeye yöneliktir. Merkezidoğu'da bütünlükleri küçük parçalara bölüp, kuklalaştırma veya etkili güç birliklerinin doğmasına yol açacak bütünleşmeleri engelleme şeklindeki strateji, saik, hep aynı, hiç değişmiyor. Doğru olanı söylüyoruz, Kuzey Irak, kendi anavatanına dönmeli. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ise, anavatan Türkiye ile arasına duvar çekilmemeli.

- 'Gizli' Kopenhag kriterleri arasında Kıbrıs Harekatı'nın yavaş yavaş yeni-nesle unutturulmasıda var demekki... Medya o yüzden hatırlayamadı.

-Her bir şey var.. Yeni-nesil neyi hatırlıyor ki?... Milli Kurtuluş Savaşının en kritik günlerinin yaşandığı 1921 yılının Temmuz-Ağustos günlerini hatırlayan bir medya mensubu oldumu? Bilmiyorki hatırlasın.

-Yeni-nesli, eski nesli aynı... Sun'i bir dünyada 'yaşıyorlar', kafaları ıvır-zıvır yıldönümleriyle dolu. Peki, ayrı devlet kurmak için mücadele edemezlermi?... Avrupa'nın veya ABD'nin istediği türden etnik bir idari yapı kurmak için?

-Kimler?... Kuzey Irak'taki Kürtlermi?

-Onlar. Türkiye'de yaşayan, kendilerini Türk Milletine mensup olarak görmeyenler.

-Ediyorlar işte... Soru ne, onu anlamadım.

-Yani, kendilerini Türk Milletine mensup olarak görmeyenler ayrı devlet, etnik idare kurmak için mücadele edebilirler.

-İşte ediyorlar diyorum ya... Ha, yalnız bir nokta var, iyiki bu konuyu açtınız. Kendilerini Türk Milletine mensup olarak görmeyenler, ayrı devlet kurmaktan vazgeçtiklerini, Türkiye Cumhuriyeti devletinin üniter yapısını, kurucu temel ilkelerini kabul ettiklerini söyledikten sonra, aslında aynı maksatlarına, bu sefer Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu, asli unsuru olan Türk Milletini bu konumundan uzakaştıracak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tasfiyesine, dağılmasına yol açacak bir 'siyasi tercih'le ulaşmaya çalışırlarsa, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Ayrı devlet kurmaktan vazgeçtiklerini beyan edenler, kendilerini Türk Milletine mensub olarak görmemeyi sürdürebilirler, fakat bunun, askeri savaşla ulaşılamayan ayrı devlet maksadına, Türkiye Cumhuriyeti'nin 'etnik demokratikleşme yoluyla tasfiyesi'yle ulaşmak gibi bir mükafatı olamaz. Dünyada böyle bir gelişmeye seyirci kalacak bir millet olabilirmi?...

95'ler olmalı... Edirne Tıp Fakültesinden hasta bir kızcağız, Doğu'da, ağır silâhın başında, 'Hürriyet savaşıdır' deyip, Türk savaş uçaklarına ateş açtığı sıralarda, Kürt milliyetçileri 'ayrı devlet kurmaktan vazgeçtik' diye demeçler veriyorlardı. Olmaz. Bizim bir arkadaş var, siz tanımazsınız, onun küçükken öğretmenine söylediği gibi 'hem öyle, hem öyle nasıl oluyor' derler...

-Anlıyorum. Kıbrıs Kurtuluş Harekâtı'nın yıldönümünde, Hürriyet'in manşet haberi, 'Profesör terörist çıktı'... Yunanistan'daki 17 Kasım örgütüyle ilgiliydi.

-Şimdi bağımsız bağlantısız Türkiye'yi savunan, Türkiye'nin jeopolitiğine uygunluğu kanıtlanmış Atatürk döneminin dış politika stratejilerine dönülmesinin tek yol olduğunu söyleyen Millici profesörlere, hukukçulara bir gözdağı veriyorlar. Medyanın kronik işbirlikçilik hastalığından muzdarip, Türkiye Cumhuriyeti'nin etnik parçalara ayrılmasına, bölünmesine sempatiyle bakan kanadı... Hani Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit'in üzerinden Millicilere, yurtseverlere saldıran, Milli-Ulus Devlet düşmanı kanadı, Milliciliği 'terörizm', Türkiye Büyük Millet Meclisi duvarındaki 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' prensibiyle, 'Ya İstiklal Ya Ölüm, Ya Bağımsızlık Ya Teslimiyet' şiarlarınıda 'terörist sloganlar' olarak damgalayabilmek için çok sinsi bir psikolojik savaş yürütüyor. Mustafa Kemal'le silâh arkadaşlarının...

-A, yeni bir şey farkettim. 'Mustafa Kemal'le silâh arkadaşları' derlerdi, medyada... Artık duymaz olduk.

-Aferim, iyi farketmişsiniz... Evet, Kurtuluş Savaşı'yla ilgili yıldönümlerinde, Milli bayramlarda, Mustafa Kemal'le dava arkadaşlarının adı geçtiğinde, radyodaki, televizyondaki spiker böyle derdi, 'Mustafa Kemal'le silâh arkadaşları'...

-Son yıllarda değişti.

-Niçin?.. Anti-militarizm. Fakat bu anti-militarizm denen nesne her neyse, sadece Türk ordusunun üniformasından nefret ediyor... Amerikan ordusu başka. Ve, 'Vatanımızı savunacağız' demenin adıda 'bir de tehdit savurdu' oluyor.

-Hatırlıyor gibiyim.

-Öylemi? Bende unuttunuz sanmıştım.

-?