"Doğru adam, hiç bir adaletsiz iş yapmamış olan adam değildir; ancak, haksızlığı yapmak elinde iken onu yapmak istemeyen kimsedir"

Menander


Radyo Dolunay Yazıları...

-...Çulsuzun teki bir gün bir şirkete gitmiş, asgari ücretin şu kadar kat maaş alan sorumluları karşına ip gibi dizip sormuş, "Böyle devlet kurumu nerede var?".

-Mustafa Kemal'in "Bulgar köylüsü" gibi mi?

-"İsrafın böylesi nerde görülmüş?" diye soruyor. Bu bir fıkra... K.999'dasınız, alo?

-Alo?... Az evvel tek tek okunan Tekâlifi Milliye Emirleri'ni...

-"Biraz komik buldum, meselâ 2. maddede, 'Her ev bir kat çamaşır, bir çift çorap ve çarık hazırlayıp komisyonlara verecek' deniyor, bu devirde çarık mı kaldı ki?' diyeceksiniz.

-Konuşabilirmiyim?

-Dinliyorum.

-Tekâlifi Milliye Emirleri'ni, ilk defa duydum. Okullarda Kurtuluş Savaşı tarihini öğretmediler bize.

-Sakladılar. Bunlar "Günlük hayatta bir işe yaramayan bilgiler" idi de ondan.

-Peki radyolar, televizyonlar Kurtuluş Savaşı tarihinin önemli gerçeklerini niye ört bas ediyorlar?...

-Niye ört bas edemesinler ki?

-?

-Sordunuz mu?

-İşte sizle paylaşıyorum ya...

-Hayır, hayır... Rahatsız olan bir Türk vatandaşı olarak Kurtuluş Savaşı tarihinin önemli gerçeklerini ört bas ettiğini, yeni-nesilden gizlediğini farkettiğiniz radyolara, televizyonlara bu davranışlarının sebebini neden kendiniz sormuyorsunuz?

-"Tekâlifi Milliye Emirleri'ni, ilk defa duydum" dedi. Belki yarın bu şekilde davranacaktı, niçin üzerine gidiyorsunuz?

-Selin Hanım mı konuştu?

-Evet, öyle oldu.

-"İyi geceler" dileyip, gittiniz sanıyordum. Üzerine gittiğim yok, şunu söylüyorum; imkân ve şartların zorluğuna bakmaksızın, herkesin yerine getirebileceği bir görev, küçük ya da büyük mutlaka vardır, mesela Yılmaz arkadaşın yaptığı gibi...

Selin Hanım;

-Yanılmıyorsam, siz, "Niye okumanıza izin vermediler?" diye sorduğunuzda, Yılmaz arkadaş, "Bilmiyorum, sormadım" cevabını vermişti.

-Okutmamak için ne gibi "bahaneler" gösterdiklerini biliyoruz ama... "Bahaneler"in sebebini sormamış...

Son arayan;

-Kapatmadan evvel bir dörtlük okuyabilir miyim?...

-Kendi yazdığın bir dörtlük mü?... Boş verli, moş verli bir şeyse, boşver.

-Başkasına ait. Boş verli değil.

-Alo?... Tamam, daha sonra.

-Efendim?

-Sizle ilgili değil, daha sonra Meclis'e bağlanacağız da... Buyrun.

-"Kırkların kalbi durudur

Gelenin kalbi arıdır

Gelişi kandan bellidir

Söyle sen kimsin dediler"

-Hacı Bektaşi Veli'mi?

-Bende tam bilmiyorum. İyi geceler.

-İyi geceler. Alo?

-Türkiye'de ki medya kuruluşları yetim mi?

-Bilmem. Bu bir gazete başlığımı, ekran altımı?

-
Dinleyin; "Irak lideri Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ın sahibi olduğu Babil gazetesi, Amerikan ve İngiliz liderlerini, tarihteki acımasız Moğollara benzetti". Sorum şu: neden, "Hürriyet Gazetesi" der gibi, sadece "Babil Gazetesi" demek yerine, "Irak lideri Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ın sahibi olduğu Babil gazetesi" diyorlar?

-Bu hız çağında hem de... Cevabı biliyorsunuz, söyleyin.

-Bildiğimi nerden anladınız?

-Cevabı baştan bilinmeden sorulacak bir soru değil de ondan...Bazı sorular akla cevaplarıyla birlikte gelir, bu sorduğun soru gibi mesela...Hattakilerden kim cevap vermek ister? Sahi, neden,
"Babil Gazetesi" demek yerine, "Irak lideri Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ın sahibi olduğu Babil gazetesi" diye şeceresini çıkarma ihtiyacı duyuyorlar?...

-"İnanmayın ha!" demek istiyorlar, "Gazetenin sahibi Uday'ın babası Saddam Hüseyin olduğuna, ABD'de Saddam Hüseyin'i devirmek istediğine göre, demek ki Babil gazetesin'de yazılanlar doğru değil"...oluyor.

-Dolayısıyla, ABD'nin maksadı devirmek olduğundan ötürü, ABD gazetelerinde yazılan bütün haberler de, büyük ölçüde doğru...oluyor. Böyle bir mantık işte.

-Dikkat ettinizmi, bir kaç haftadır Irak Devlet Başkanı yerine, "KDP lideri" der gibi, "Irak lideri" diyorlar... Veya aynı haber içinde, bir "Irak lideri", bir "Irak Devlet Başkanı". Fakat daha çok "Irak lideri".

-Hakkını teslim edelim, arkadaşın okuduğu haberde, ABD Başkanı Bush'la, İngiltere Başbakanı Blair'den "Amerikalı, İngiliz liderler" olarak söz ediliyor, alo?

-Dünya değişti kardeş. Dünya Aya gidiyor, siz yaya kalmışsınız. Yok,böyle bi'şi ya... Çağın dışında kalmışsınız...

-Öyle mi?...Bazen neyin dışında kaldığımı bende unutuyorum, peki çağ ne demek? Unuttuklarım arasında bu da var.

-?

-Ne demek çağ?...

-İşte, teknolojik ilerlemeler, kolaylıklar, rahatlık... Uygarlık demek uygarlık demek!

-Çağ ile uygarlık aynı... Bir saniye... Alo? Meclis'in önünde misin?... Bağlanıyor muyuz salona?...Hadi bakalım.

...

Meclis'te

(AB-ABD grubu sıralarından itirazlar; "Maksadı aşan bir söz belki"... "Yunanlı Bakan talihsiz bir açıklamada bulunmuş"... )

Kürsüdeki konuşmacı;

-...Siyasette ağırlığı olmasından bahisle, Türk Ordusu'na dil uzatıyor, kılınız kıpırdamıyor, bu Meclis'in üzerine ölü toprağı serpilmiş!...28 Şubat'ta, Kuzey Kıbrıs "AB toprağı" olsa, havai fişekler atıp, "Türk Ordusunu yendik!" diye meydanlara dökülürsünüz.

(Bu sırada, AB-ABD grubu sıralarında bir dalgalanma olur. "Irak, bir ABD uçağını mı düşürmüş?"..."
Irak lideri Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ın sahibi olduğu Babil gazetesimi yazmış?... Demek ki  yalan, sakın kanmayın!"... "Ne, ABD doğrulamış mı!... O başka. Masustan düşürtmüştür. Saddam'ı kandırmak için"...

Bazı milletvekillerinin sağa sola koşuştukları görülür, bazıları cep telefonlarına sarılırlar, bunlardan biri pek heyecanlıdır,  "Hanım!... Hanım!...Korkma. ABD operasyona başladı!" diye bağırır... "Beni merak etme!... Iraklıların gelecekleri varsa, görecekleride var!... Sığınağımız, her bir şeylerimiz var!... Yok, uyku tulumlarımız var. Her ihtimale karşılık, hadi hakkını helâl et... ABD kazanır!... Kazanır, kazanır, korkma...Şimdi, Waşhington'dan konuşan NTV temsilcisi "stratejist gazeteci çocuk" öyle söylüyor... "Türkiye desteklemese bile, ABD kazanır"diyor... 12 yıl önceki çocuk değil...  O zaman da kazanacaktık ama...şanssızdık!... Son anda ABD masustan...Stratejist-spiker kadında öyle diyor. AB, hemen müzakerelere başlar tabii bu zaferden sonra. Kapatıyorum. Koru çıktı şimdi ekrana"...

Kürsüdeki Konuşmacı, kollarını göğsünde kavuşturmuş, kürsüye dayanmış, bu manzarayı seyretmektedir)