Her inleyen ölmez...







"Vefaya karşı vefalı olmak kişilik görevi;

 Vefalı ol, insan ol, adını büyüt"


 Yusuf Has Hâcib




Radyo Dolunay Yazıları


"Kanla Dolu Memeler"

-Bir bebek bombardıman altında nasıl uyutulur? Bir gece, iki gece, üç gece değil, haftalarca, aylarca... Evet, üç hafta evvel tam karşımda duruyordu. Pilot arkadaşları gibi, onunda gözlerinde şaşkınlık... O anda, ülkesine döndüğünde kucağına alacağı bir bebeği varsa eğer, acaba hiç onu depremi kilometrelerce öteden hissedilen bir bombardımanın kulakları sağır eden cehennemi patlama sesleriyle üzerine kapanmış gökyüzünün altında bir Iraklı bebek, kendisini de annesi olarak düşünmüş müydü?... Kapıyı sertçe vursam, yanınızdan geçerken şaka niyetine "Hey!" diye bağırsam, sıçrarsınız değil mi?

Bir bebek bombardıman altında nasıl uyutulur? Bir gece, iki gece, üç gece değil... haftalarca, aylarca?. Hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm. Evet, K. 999'dasınız, Alo?

-Türkiye "koalisyon"un bir üyesi olduğuna göre, bu durumda...

-Neyin "koalisyonu" bu?

-"Koalisyon güçleri".

-Ne gücüymüş bu, Ankara gücümü? Olur mu öyle şey?

-TRT'de "koalisyon güçleri" diyor. 

-E, desin, aynı TRT Irak Cumhuriyeti Devleti'ni de "gizli örgüt" zannediyor.

-?

Hattakilerden biri;

-Irak Hava Kuvvetleri de "örgüt"ün "askeri kanadı"na bağlı... Hatırlıyorum o haberi.

-Hatırladın değil mi?

-Alt yazıydı. "
Amerikan kuvvetleri Irak'ın batısında 51 tane MIG buldu". 

-Irak Hava Kuvvetlerine ait MIG uçakları sanki "uzun namlulu örgüt silâhı", Amerikalı işgalci teröristlerse, Irak Güvenlik Kuvveti... ABD, İngiltere, Avustralya ve peşlerine takılanların ortak adı "İşgalci". Maksatları, Irak'ı birbiriyle ihtilâflı etnik parçalara ayırıp, bir örümceğin kan emmesi gibi petrolünü hızla yağmalamak, ve ülkeyi, Anadolu'da dahil, bölgenin bütününe, Asya'ya doğru kullanacağı bir askeri üs haline getirmek. Öyle "Koalisyon" deyip geçmek yok. Ne maksatla oluşturulduğunu bilerek,"işgal Koalisyonu" diyeceksin.

-Kuveyt gibi.

-Efendim?

-Kuveyt, Katar gibi kullanacağı bir askeri üs haline getirecek yani.

-Evet. Gücü yeterse tabii.

Hattakilerden biri;

-Çelebi ve adamlarının figüranlık yaptığı 9 Nisandaki "müsamere"den sonra, Waşington rejiminin diğer mensupları birer ikişer, "Irakı özgürleştirdik" diye demeçler verirken belki arkadaşlarda dikkat etmiştir, Dick Cheney'de çıt yoktu. Rejimin önemli bir adamı halbuki.

-Sığınakta yaşıyor.

-İki-üç gün sonramı ne ortaya çıktığında ilk lâfı, "Bu yılın sonunda günde 300 milyon varil petrol pompalamaya başlayabiliriz". Güya "Berlin Duvarı" yıkılmış... aklında bile yok.

-Saklamıyor işte. Kendi sahnelediği uydurmayı niye ciddiye alsın ki?... Adamın aklında BAAS partisinin millileştirdiği Irak petrollerini "denetim altına alıp" özelleştirerek Iraklılardan özgürleştirmek var. Çıtının çıkmadığı günlerde o güzelim Irak topraklarına attıkları bombaların maliyetinin Irak petrollerinden, Irak halkının cebinden, ne şekilde, nasıl karşılanacağını hesaplamıştır.

-Aşağılık herifler!

-
30 ülkemi neydi, bu "koalisyon"da epeyi hayaliymiş aslında. Waşhington rejimin açıkladığı "liste"de adları bulunan bir çok ülkenin haberi bile yokmuş, doğrumu?

-Doğru. Slovenya meselâ. Ülkede yer yerinden oynadı. "Koalisyon" dedikleri de bu zaten; "ABD-İngiltere-Anzak işgal koalisyonu". Evet, siz devam edin.

-Türkiye bu "işgal koalisyonu"nun parçası olduğuna göre, bu durumda...

-Acele etme, dur... "İşgal Koalisyonu"nun parçası olan "Türkiye" hangisi, onu bir anlayalım hele.

-Kaç tane Türkiye var ki?

-Kaç tane yok ki?

-Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Dış İşleri Bakanı Colin Powell'ı Türkiye'ye geldiğinde, "Türkiye koalisyonunun bir parçasıdır" demişti. Abdullah Gül hükümetin bir üyesi.

-Hükümet Türkiye'mi?

-?

-Bence değil.

-Seçimle iş başına geldiler.

-Demek ki seçilmiş olmak, Waşington rejiminin Irak Cumhuriyeti Devletine saldırmasına büyük bir çoğunlukla karşı olan milli iradeyi hiçe saymaya engel değil. "İşgal koalisyonu"nun parçası olanlar milli iradeyi hiçe sayan Ankara'nın kuklaları.

-İstiklâl Savaşı düşmanı medyada bir parça.

-Onları unuttuk bak. Ama bir parça değil.

-?

-Tamamen öyle.

-Ben de öyle söyledim, İstiklâl savaşı düşmanı medyada "işgal koalisyonu"nun bir parçası dedim.

-Öylemi?... "Mustafa Kemal Atatürk'le, Saddam Hüseyin aynı değildir" diyenler, aslında Mustafa Kemal Atatürk düşmanıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün işgali reddeden bağımsızlıkçığına, 1919'a düşmanlar. Bu düşmanlığı Irak'ın meşru Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e saldırarak yapıyorlar. Fakat bu saldırı karşısında...

-"Duh... As a matter of fact they are occupiers!...

-Milletin ödü yarılacak. Radyolarını yeni açanlar için tekrarlıyorum, "duh..." diye lâfa giren hattaki arkadaş Joe... Joe, Doha'daki Amerikan işgal ordusundan ayrılmış bir piyade...G.I. Joe.

-Resmen firar ettim...

-...diyecek kadarda iyi Türkçe konuşuyor. Niye? Çünkü melez. Babası Türk, annesi Amerikalı. Joe, resmen firar edemezsin, firar gizli olur.

-I know that. Dilim alışmış.

-Türkçeyi İngilizceyle karıştırmadan konuşacaksın, unutma. Neydi o "Duh..." dediğin?

-
Sizi dinlerken, bir yandan da BBC'yi seyrediyorum. Bağdat'ta halk yürüyüş yapıyor. "İşgalciler defolun!" diye haykırıyorlar. BBC'nin kadın muhabiri, Amerikalı işgalcilerin kayıtsız-şartsız defolup gitmelerini isteyen Bağdat halkının bu davranışına çok şaşırdı. Canlı yayında, "They see them as occupiers"... "Amerikalıları işgalci olarak görüyorlar!" dedi, ona tepem attı. Amerikalılar, İngilizler, Anzaklar, işgalci! Gerçek bu. Ben ordaydım, biliyorum.

Hattakilerden biri;

-"Duyduklarıma inanamıyorum, düşünebiliyormusunuz, Amerikalılar, İngilizler, Anzaklar, millici BAAS Partisinin millileştirdiği Irak petrollerini özelleştirerek Irak halkından özgürleştirmeye, dolayısıyla Irak'ı demokratikleştirmeye geldik, nedense bize 'gidin' diyorlar, nankör şeyler!". Kadın muhabirin hissettiği bu.

-"Demokrasi" bu yağmanın yan etkisi... Bir kadının ırzına geçer gibi bir ülke yağmalanıyor, Ankara'daki kuklalarda "Irak piyasası"ndan, bu tecavüzden pay tırtıklayacaklar. Ben bir şey diyordum, bu "duh..." çıkınca, unuttum. Neyse, siz devam edin.

-Yani diyorum ki, Ankara'daki kuklalar ile Musul-Kerkük'ü ele geçirmesi istenmeyen Barzani ve Talabani'nin "stratejik müttefik"i aynı ABD olduğuna göre, Musul-Kerkük'ün Barzani'yle, Talabani kuvvetlerinin eline geçmesi "dolaylı stratejik müttefikler"in bir zaferi olmuyor mu?

-Anadolu'da, Trakya'da insanlar sokaklara dökülsün, fener alayları tertiplensin, maytap gösterileri yapılsın diyorsun.

-Bilmiyorum yani... Bir şey hem öyle hem böyle nasıl olur?

-
Bir şey“bu şey”  olduğu anda, hem “bu şey”, hem de "şu şey" nasıl olur diyorsun. Bildiğimiz "Genel Yayın Yönetmeni" gibi bir şey. Hattakiler, siz ne diyorsunuz? Fakat bir dakika, Genel Yayın Yönetmeni deyince demin unuttuğum lâf aklıma geldi. İstiklâl Savaşı düşmanlığını Irak'ın meşru Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e saldırarak yapanlar karşısında, "Biz Saddam Hüseyin'i savunmuyoruz" diye geri adım atmak doğru değil. İşimiz yokta Amerikan Propaganda Makinesine hesap mı vereceğiz. Lâf!

İngiliz sömürgecilere karşı savaşan George Waşington’dan, 1919’un Mustafa Kemal’ine, 2003’ün Saddam Hüseyin’ine, sömürgeci düşmana karşı İstiklâl Savaşı vermiş, kumandanlık etmiş bütün dünya liderleri “bir”dir, kardeşdir, tek millettir.

Hepsi “Saddam”, hepsi Mustafa Kemal, hepsi Waşington’dur...

Milli, bağımsız, sosyal devlet düşmanları,  FOX, Hürriyet, BBC, İkitelli, CNN aynıdır, birbirlerinin kardeşleridir, Okyanus’un öbür tarafındaki “köşe yazarı”yla İkitelli’nin kelli fellisi kardeştir, tek millettir.

-Bu budur...

-İlerde tıp ilminin, özellikle psikologların yardımı olmadan yazılamayacak bir tarihi dönemden geçiyoruz. Adam, "Maalesef böyle"...diyor.  "Mahallemizde kaçak bir yapı var. Belediye bu yapıyı yıkmaya geliyor. Yıkmaya kararlı. Yıkma desek de yıkacak. Yıkma demenin bir faydası yok. Kimisi fazla gürültü olur, toz toprak kalkar diye itiraz ediyor"... Adamın "Kaçak yapı" olarak gördüğü, Irak Cumhuriyeti. Belediye dediği de Waşington rejimi.

-Kim bu?

-Uluslararası siyasi ilişkiler bilmem nesimi, uzmanımı öyle, bir şey... Ne bileyim aklımda kalmış bir yerlerden. ABD ile Türkiye arasında 50 yıllık tarihi, köklü ilişkiler bulunduğundan bahsediyor, bizim Irak'la tarihi bağlarımız bin yıllık. Napolyon'un bir sözü var. "Politikada dangalaklık bir handikap değildir"... Hainliğe de engel değil. Alo, hemen...

-Hemen mevzuya, biliyorum.
Bu adamlar millet değil. Ne kadar kolay teslim oldular. Bağdat'ı Amerikalılara bıraktılar. Bunlar millet değil, bunlar...

-"Pis Arap"lar yine savaşmadı kaçtı diyorsun. Savaşanlar kimler peki bir aydır? 12 yıldır?...



devamı yarın



dolun__ay@hotmail.com