"Tam ilk ilk anayasanın görüşüldüğü sıradaydı, tutucu milletvekillerinden bir hukukçu Mustafa Kemal'i güç durumda bırakmak için kendisine bir soru yöneltti:

'Kurmak istediğiniz sistem nedir? Bunu bir tek hukuk kitabında bile bulamazsınız'

Mustafa Kemal, milletvekilinin bağırarak konuşmasına soğukkanlılıkla karşılık verdi:

'Herşey önce uygulanıp denenmelidir, ancak ondan sonra ilke ve kurallara dönüşür...'

Bu karşılıktan sonra bir süre susan Mustafa Kemal birdenbire sertleştirdiği bakışlarını soruyu yönelten milletvekiline dikti ve sert bir sesle ekledi:

'Ben onu kurayım ondan sonra da siz kitabını yazarsınız'

Bu sözler karşısında kışkırtıcının yerine büzülmekden başka yapacak bir şeyi kalmamıştı"

 


Türkiye 
Normunu Konuşturuyor


 

***

- Anlaşılmaz bir sebeble şimdiye kadar mücadeleleri okullarda nesillere öğretilmeyen, üzerleri örtülüp unutturulan, adları basında zikredilmeyen, ya da 'Maceraperest çılgın Türk' olarak iki-üç cümleyle geçiştirilen Şehitlerin hatırlanma zamanı gelmiştir.

Yeni nesillerin nazarında itibarları karartılan, âdeta bir suçmuş, utanılacak bir şeymiş gibi, 'Türktür... İttihatçıdır... Milliyetçidir' diye karalanan, horlanan Şehitlerimizin bir bakıma dışına atıldıkları Türk tarihine lâyıkıyla dahil edilmeleri, birlik ve bütünleşme mücadelesinde, birlik ve bütünlüğün idraki yolunda, katedilmesi gereken önemli bir merhaledir.

Dr. Reşitleri, Kemal Beyleri, basma kalıp sözler haricinde, doğru dürüst hatırlayan, mücadelelerini bilen var mı?

İşgal yıllarında İstanbul'da işgalcilerle, işbirlikçiler tarafından köşe başlarında katledilen isimsiz kahramanları bilen kaç çocuk var?

'Ermeni iddiaları' söz konusu olunca, kimisi, ki çoğunlukla böyle, bütün suçu Fransa'nın, kimisi sadece ABD'nin üzerine yıkan gazeteler, televizyonlar ne anlatıyor insanlarımıza, çocuklarımıza?

Bu kahramanların hayatlarını, mücadelelerini, harcına hayatlarını kattıkları Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni nesilleri mutlaka öğrenecek.


- 6 Şubat 1919 tarihinde, 'Beşiktaş sırtlarında, bir av hayvanı gibi kovalanıp, intihara zorlanan' Dr. Reşit, bu sene hatırlanabilirdi..

10 Nisan 1919 günü, işgalcilerle, işbirlikçilerinin 'Türk savaş suçlusu' olarak Bayezit meydanı'da katlettikleri Yozgat Mutasarrıfı, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey hatırlanabilirdi.

Bunlar yapılmadı.


-Bugün 24 Nisan... 'Ermeni iddiaları'nın sahiplerinin 'Soykırım' yıldönümü olarak ilân ettikleri gün.

4 gün sonra ise 28 Nisan... Aralarında Ziya Gökalp'in, İttihat ve Terakki liderlerinin, Sait Halim Paşa'nın, eski bakanların -iç bozgunculuğun gazetelerinin 'İtilâf devletlerine ve ABD'ye karşı bir kez daha minnetarlıklarını' sunarak duyurdukları- 'soykırım iddiası'yla yargılanmaya başlanmalarının, bu 'kara leke'nin 83. Yıldönümü.

Biri bugün olmak üzere, bu iki tarih, Milli iradenin kararlılığının gösterilmesi bakımından fırsattır.

İşgalci düşmanla işbirlikçilerinin Milli Varlığı boğazlama, Türklüğü yok etme operasyonlarının arttığı karanlık günlerde, her kesimden Millici güçlerin katılımıyla açılışının 82. yıldönümünü kutladığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu kararlılığı sergilemekten kaçınması düşünülemez.

Bir milletin tarihi bütündür.

İşgal yıllarında, Milli Kurtuluş Savaşı'nın mayalanma aşamasında şehadete ulaşan şehitlerinin adlarını, mücadelelerini, ilkokul yıllarında, çocukken değil, 20-30 yaşından sonra işiten bir milletin birlik ve bütünlüğü her türlü iç-dış saldırıya açıktır.

Üçe, beşe bölünmüş bir yakın tarih üzerine milli birlik ve bütünlük kurulamaz, kurulsada kalıcı olamaz, dağılmaya mahkûmdur. Yıllardır yaşanan budur.

Dr Reşitlere, Kemal Beylere, başka hataları ne kadar vahim olursa olsun, asla bir soykırım plânlamamış olan Enver, Talât, Cemal Paşalara, medyada, Mecliste her yerde, açıkça sahip çıkacağız.

'ABD ne der?.. AB bozulurmu?.. Kürt milliyetçisi oy vermez, Ermenistan'ıda küstürmesek' demeyeceğiz... Beşiktaş ile Nişantası arasına, Kadıköy Kuşdili'ne Şehitlerimizin hatıralarına yakışan anıtlarını dikeceğiz.

Tarihine sahip çıkmayan milletlerin tarihine başkaları sahip çıkar, tarihinden utanıp, yazmayanın tarihini başkası yazar.

Tarihi yaptık, şimdi yazıyoruz.

Bu iş böyle olacak...


Birlik Ve Bütünleşme



EK;

Az önce Kaliforniya eyaleti, ki ilk eyalet değildir, Ermeni iddialarını resmen kabul etti... Bu durumun, insanlarımıza nasıl duyurulduğuna, hangi kelimelerle, hangi resimlerle, hangi sırada haberleştirildiğine dikkat edilmeli...
 

 


Hatırlatma...

1-Irak Devleti'ne yakında, uzakta hiç bir ABD saldırısı olmayacak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türkiye'yi sonunda yüz parçaya bölecek bu terörist saldırıya milleti ve ordusuyla izin vermeyecek.

Irak Devleti'nin siyasi kültürü, siyasi iktidarın el değiştirme biçimi, bunun kültürü bir gecede ihraç yoluyla oluşmadı, Nabukednazarlarıyla Babil'in asma bahçeleriyle binlerce yıllık birikime dayanır.

Bu Merkezidoğu gerçeği, bir Uzak-batı ülkesi olan ABD'nin Merkezidoğu politikasını yönlendiren üç beş dangalağın bunu bilmemesiyle, istememesiyle değişmez, değişmeyeceği görülmüştür.

Nihayetinde bir Uzakbatı ülkesi olduğunu hiç unutmaması gerektiği halde, bunu aklına bile getirmeyen ABD, bu şiddet politikasında, iç kargaşalıklar çıkararak devlet yıkıcılığında ne kadar ısrar ederse, Merkezidoğu'dan o kadar çabuk kovulur.  ABD Kendine gelmeli.

Gerçeğin ne olduğunu görmeli...

2- Tank ihalesinin neden verildiğini değil, daha azını icap ettiren sebeplerin varlığına rağmen, İsrail'e yine de gösterilen 'iyi komşuluk ilişkileri'nin, üstelik daha çoğunu icap ettiren, siyasi, iktisadi, tarihi, ahlâki onca sebebin varlığına rağmen, neden komşu Irak Devleti ile kurulmadığını, şartların bir hamle için bu kadar müsait, olgun olmasına rağmen neden bu yönde adımların atılmadığını konuşuyoruz...
 

Yücel Atasel

24 Nisan 2002