Türkiye 
Normunu Konuşturuyor


-Türkiye'nin, 'batı medeniyeti'nin belli bir güç merkezinin idari, siyasi, iktisadi birliğine katılma süreci, bu süreci başlatan 'üyelik müracaatı'nda bulunan zamanın iktidarının 'siyasi tercihi'dir.

Aksi savunulabilir 'bir 'siyasi tercih' olarak görmek, öyle adlandırmak yerine, ona teslim olunmadığı takdirde Türkiye'nin mahvolacağına inanılan belli bir güç merkezini, AB'yi, batı medeniyetinin tamamı gibi göstermek, Türkiye'nin, Türk Milletinin kaderini, bir 'milli dava' olan Kıbrıs'ı dolaylı yoldan Yunanistan'a bağlama niyetini izlediği politikalarıyla ortaya koyan aynı güç merkezinin tasaruffuna kayıtsız-şartsız teslim etme amacı gütmek ve 'milli dava' olarak adlandırmak, kabul edilemez iki vahim yanlıştır.

1.5 asırdır süren bütün tahribatlara ve kemirmelere rağmen, Mustafa Kemal Atatürk'ün tabiriyle 'asıl mayası olan Doğu maneviyatı'nı muhafaza eden, yok olmamak için de muhafazaya mecbur olan Türk Milletine, vatanın birliği ve bütünlüğünü darmadağın edecek, onu hiç bir karar ve etki gücü bulunmayan iktidarsız yerel birimlere parçalayacak bu 'yutulma süreci'ni 'milli dava' olarak göstermekte ısrar edenler, bunun yanlışlığını söyleyen gerçek vatanseverlere, güya karşı oldukları kesimlerin diliyle 'faşist! Irkçı, otoriter, militarist' benzeri sıfatlarla hücuma geçenler, 'Milli Dava' adını taktıkları bu tam teslimiyetçilik macerasını Mustafa Kemal Atatürk'ün tespitlerini açıkça reddetmeden daha fazla yürütemezler, oyunu böyle sürdüremezler.

-AB'ye yutulmak, Türkiye için kader olamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ordusu ve milletiyle, Merkezidoğu coğrafyasında, bütün komşularıyla, şu yada bu derecede, fakat mutlaka gerekli iyi komşuluk ilişkilerini kuracak, böylece güç ve karar merkezi haline gelecek imkânlara sahiptir.

-Batı medeniyetini, bu medeniyetin belli güç merkezlerinden birinden ibaret sayarak, milletin bütün mukaderatını ona bağlayan tam teslimiyetçi anlayışın savunucuları, sorumluları, varlık-yokluk durumunda, demokrasinin şekilden ibaret bir kabuğa dönüştüğü o son noktada, Yüce Türk Milletinin, ordusu ve milletiyle, siviliyle bu oyuna bir dur diyeceğinden şüphe etmemelidir.

Meclis duvarındaki 'Hakimiyet kayıtsız şartın milletindir' ibaresi, varlığını, 'Ya İstiklâl, Ya Ölüm!' şiarına borçlu.

Başka hiç bir çıkış yolu kalmadığında, Milletimiz 'Ya İstiklâl, Ya istikâl' anlamındaki bu tarihi şiarı kullanacaktır.


Yücel Atasel


29 Mayıs 2002