"Reason means truth and those who are not governed by it take the chance that someday the sunken fact will rip the bottom out of their boat"

Oliver Wendell Holmes, Jr

Haftalık Sohbet

-Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek... Ntv kanalı...

-Bu kadarcıkmı?

-O yıllarda, Irak'taki Devlet başkanlığı seçimleri ise, "Saddam Hüseyin, kendi oğlu Uday'ın sahibi bulunduğu gazetenin yazdığına göre, yeniden başkan seçildi. Seçimleri, ciddiyetten uzak, sonucu önceden belli bir komedi olarak nitelendiren batılı gözlemciler, Saddam Hüseyin'in amacının koltuğunu sağlamlaştırmak olduğuna dikkat çekiyorlar" benzeri veya bu anlamda cümlelerle sunulurdu...

 Mısır halkı, "sandık başına gider, 6. dönem için seçer". Hüsnü Mübarek, "güven tazeler". Saddam Hüseyin ise, "başkanlığını onaylatır" ve de Irak halkı zorla sandık başına götürülmüştür. Bu sunuş farkına dikkat çekecektin değil mi?

-Doğru... Bugünde öyle söylüyorlar. Şu farkla ki, başkanlığını onaylattırmaya çalışan, "bunker"larda yaşayan, aynı yerde iki gece üst üste yatmayan, gözü dönmüş haydut demiyorlar, Irak Devlet Başkanı olduğunu söylüyorlar...

-Saray değiştiriyor diyorlar bir de... Kaç sarayı vardı unuttum bak, halbuki haberlerde söylemişlerdi.

-50 küsur..Aynı haber içinde genellikle bir sefer, "Irak Devlet Başkanı"... Diğer hitaplar, "Irak'lı lider... Saddam"...

-Denge kuruyor işte... Sonra, "Kuzey Irak'lı muhalif liderler" edebiyatıyla, dengeyi "muhalifler" lehine ayarlıyorlar. Şimdi aklıma geldi, birde eskiden, haber spikerler "canavar despotu" derken, fonda roket, füze gösterisi sona erdikten sonra, şöyle çerçeveye doğru, hafifçe hissettirdikleri nefret dolu bakışlar atarken, farkında değilmiş gibi yakalanırlardı. Gözlerde, "Şu hale bak, elinde tüfek... Sanki bu devirde şiddet kalmış gibi... Beethoven kim diye sorsan, Cehennem topunun şeysi zanneder. İnsan bir an...Bırrr!" dercesine ifade...

-?

-"Alkolik değilse, mutlaka bağırsak kanseridir. Kadınları kandırıp sarayına kilitliyormuş. Şu yüze bak...şark çıbanı izleriyle dolu" gibi bir ifade... 

-Yeni-nesil spikerler... Hiç mi dikkatini çekmedi?... Şeyden öğrendiler... Amerikan televizyon kanalı...

-ABC

-I-ıh...

-CBC

-O boya markası...Türkü çıktı hani?... CNN... Spikerler, monitörde uzay yaratığına bakıyormuş gibi yakalanmayı, 91 saldırısında, CNN televizyon muhabirlerini seyrederken  öğrendiler. Fakat bu sunuş farkı... Kaç şekerdi?

-Tek...

-...bir tuhaf yani... Bu sunuş farkının doğru olduğundan hareketle, Mısır'daki referandum veya seçim, red cevabına veya başka adayların kazanmasına açık bir uygulama ise, Ntv haber bülteninin, Mısır'daki referandumun kesin sonucunu, referandum henüz yapılmadan ilân edememesi, "Mısır halkının Hüsnü Mübarek'i 6.dönem için başkan seçeceğini"  önceden bilip, haber verememesi lâzım...

-Peki içine doğmuş olamaz mı?...

-Vahim olan, "en önemli görevlerinden biri, hatta başta geleni halkın doğru haber alma ihtiyacını karşılamak olan" bir medya kuruluşunun, sonucu belli referandumların sonuçlarını doğru olarak bilmesi değil, fakat sonucun evvelden belli olmasını belli bir ülke için "güven tazeleme" olarak görürken, bir başka ülke söz konusu olduğunda  "sonucu önceden belli bir komedi...onaylatma" olarak karalama bahanesi yapması... Peki, sence New-York Times "rejim muhalifi"mi?

-?

-Times, Newsweek?... Haber bültenlerinde, bir Irak gazetesi kaynak gösterilirken, çoğu zaman "rejim yanlısı" olduğunu belirtme ihtiyacı duyuyorlar... "Rejim yanlısı El-Tavra" gazetesi meselâ...

-Bumerang sıpıtan adamın çıktığı  kanaldamı yine?...

-Hayır, IŞIK tv haber bülteninde... Halbuki aynı haber bülteninde, "Gündemdeki yerini koruyan operasyon" yerine, "gündemde tutulan operasyon" deniyordu.

-Aa, hiç duymadım.

-İki gün sonra, tekrar "gündemdeki yerini koruyan operasyon"a döndüler. Ya korkuyorlar, ya da unutuyorlar... Aylar evvelki duruma göre daha iyiler. ABD'nin, biyolojik silâh üretildiğini iddia ettiği tesisleri, Irak'lı yetkililerin yabancı medya mensuplarına gezdirdiği haberi meselâ... "Rejim yanlısı El-Tavra", o haberde vardı. Arkasından, yine aynı haberde, "Israil'de hareketlendi" alt yazılı bir haber...

-Irak saldırırsa, İsrail'de kendini şöyle savunur... diye başlayan haber tipimi?

-Evet... Yani, doğru bilgileri aktardıktan sonra, mutlaka ABD'yi de kollayan bir iki lâf, resim altı yazıyla durumu dengeliyorlar... "ABD göz açtırmıyor!"... Gereksiz.

-Şimdi bir de şu çıktı: "Bush, henüz karar vermedi!"... "Saldırmaya karar verdi, fakat ne zaman saldıracak, henüz karar vermedi"... "Operasyon kararı bugünde gündemde yoktu"...Bir adamın bugünde karar veremediğinin haberi olur mu?

-"Operasyon gündemdeki yerini böyle koruyor" işte, anlasana... "Gündemde olmayan operasyonun, gündemde olmadığını", meselâ hiç üşenmeden, Ntv Waşhington temsilcisine bağlanıp,

 "Gündemde saldırı kararı yok değil mi"...

 "Yok, fakat var... Saldıracağından kuşku duyan yok. Burda herkes aynı fikirde. Sadece zamanı belli değil"

"Anlıyorum. Henüz belli değil. Fakat saldıracak diyorsun, diyebilirmiyiz?"

"Diyebiliriz... Zamanında kararsız, fakat saldırmakta kararlı"

Bir milletle bu kadar oynanmaz ki... Kafası böyle meşgul edilen bir insan kendi ülkesinin meselelerini düşünmek istese de vakit bulamaz...

-"Beyaz Saray'ın oyun odasında, tuzlu çubuk yerken nasıl karar veremediğinin" haberi nasıl olur, diye kırk yıl düşünsem, nafile... Yani, olmaz... Ntv'nin şimdiki Waşhington temsilcisi, eski Dışişleri Bakanı Mümtaz Soysal Hoca'ya, "Siz Saddam sempatizanımısınız?" diye sormuştu.

-Ciddimisin?

-98 sonunda olması lâzım. ABD'nin Irak'a  bombardıman kampanyasıyla ilgili sorduğu sorulara, "ABD haklıdır... Saddam şudur, budur, kakadır, serseridir" gibi cevaplar alamayınca, şöyle bir durdu, sonra paaat diye, "Siz Saddam sempatizanımısınız?" 

-Hoca ne dedi?

-Hayır, dedi... Yahu sana ne... İster Bush'a sempati duyar, ister Saddam'a, ister Allbright'a...

- Bir ilgisi yok ama, Allbright deyince aklıma geldi... Televizyonların, dış ülkelerdeki temsilcileri canlı bağlantılarda, yabancıların söylediklerini Türkçeye çarpıtarak çeviriyorlar. Çok rastladım. Özellikle Irak Devleti ve Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili haberlerde...

-Senin notlarda gözüme çarpmıştı demin... ABD Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü, Rubin, "PKK'nın icraatını görelim" filan, öyle bir şeyler söylemiş, bir televizyonun Waşhington temsilciside, "ABD, çok sert tepki gösterdi, reddetti" diye güya tercüme etmiş. Dur bakayım.

-Sonra bulursun, şu "rejim muhalifi" hikâyesine devam edelim... Irak'ta yayınlanan bir gazete söz konusu oldumu, "rejim yanlısı" uyarısı yapma alışkanlığı, hemen bütün haber bültenlerinde var...

-Belki kafalar karışmasın diyedir.

-E, o zaman bu dikkatin Irak'ta yayınlanan gazetelerden ziyade, ABD'de, Avrupa'da yayınlanan gazeteler zikredilirken gösterilmesi gerekmez mi?... Sayısız gazete, dergi, televizyon kanalı var. Kafa karışıklığı ihtimali, "çok sesli" ülkelerin gazeteleri, dergileri, televizyon kanalları zikredilirken daha yüksek. New York Times gazetesi derken, rejim muhalifimi, rejim yanlısı mı olduğunun belirtilmesi gerekir. "Rejim yanlısı" bir gazete olduğu belirtilmediği takdirde, New York Times'ın "rejim muhalifi" bir gazete sanılma ihtimali, çıkarılan ses, yani gazete, dergi olarak, ABD ve AB'ye kıyasla, "iki buçuk gazete"nin çıktığı "tek ses"li bir ülke olduğu söylenen Irak'taki "El Tavra" gazetesininkinden daha fazla...

Meselâ Financial Times'ın "rejim muhalifi" bir gazete olmadığını entelektüeller haricinde kaç kişi bilir?

-Sonra Times dergisi... Economist.

-Liberation...Yani say sayabildiğin kadar... Bunların hepsi "rejim yanlısı"... Yani ülkelerinde, "rejim değişikliği" için propaganda yürütmüyorlar.

-ABD ve Avrupa'daki rejim muhalifi gazetelerden, dergilerden, televizyon kanallarından, muhalif radyolardan kaynak olarak pek yararlanılmıyor.

-Belkide, Türk medyasında, haber bültenlerini hazırlayanlar, gazetelerin, dergilerin sorumluları...

-Türk medyası tabirini, sadece millicilerin, vatanseverlerin medyası anlamındamı kullanıyorsun?

-Hayır, bütün medya... Hangi medya kuruluşu, sorulsa, "Hayır, biz Türk medyasına mensup değiliz, ABD, AB medyasının bir parçasıyız" der?... Belki vardır. Açıkça reddetmeye başlayan, medya kuruluşları vardır, bilmiyorum. Faaliyetlerinden, görüşlerinden zaten Türk medyasına mensup olup olmadığı ortaya çıkıyor...Neydi?

-"...haber bültenlerini hazırlayanlar, gazetelerin, dergilerin sorumluları" diye başlamıştın, öyle bir şey.

-Belki de haber bültenlerini hazırlayanlar, gazetelerin, dergilerin sorumluları, "Kıbrıs'tan Kuzey Irak'a, hemen her konuda, Türk toplumuna her gün görüşlerini aktardığımız belli başlı tanınmış yabancı gazetelerin, dergilerin, televizyon kanallarının, kendi ülkelerindeki rejimlere muhalif olmadıkları hemen herkesçe bilindiğinden, adları her geçtiğinde, meselâ, "rejim yanlısı" Financial Times demeye lüzum yok" diye düşünüyorlardır... Fakat diyorum ya işte, sebep bu ise, rejime muhalif olmadıkları hemen herkesçe bilinen Irak gazetelerinden haber aktarırken "rejim yanlısı" olduğunu söylemenin çok daha lüzumsuz olması gerekir, öyle değil mi... Oysa tam tersine, ABD ve Avrupa'da yayınlanan gazetelerden haber aktarırken, habere kaynak gösterirken vurgulanmasına ihtiyaç duyulmayan "rejim yanlılığı", Irak'ta çıkarılan gazeteler için yapılıyor. ABD'de, Avrupa'da ve şu an Irak Devleti merkezi otoritesinin  bulunmadığı Kuzey Irak'ta çıkarılan "Irak gazeteleri"nden değil, Irak Devleti sınırları dahilinde, milli egemenlik hakkının kullanıldığı yerlerde çıkarılan gazete ve dergilerden bahsediyoruz.

-Tuhaf...

-Tuhaf diyorum ya işte...

-Hayır başka bir şey geldi aklıma. Bir saniye...

-?