"Askerimizin, Yunan ordusunun kalp ve vicdanına verdiği dehşet çok önemlidir. Yunan ordusunun vicdanında hasıl olan bu korku ve haşyet, bütün Yunan milletine sirayet etmişti. O kadar ki, adalarda bulunan Yunanlılar bile, Türk ordusu geliyor diye firara teşebbüs ediyorlardı. Bunlar arada deniz olduğunu unutuyorlardı.

Kaçamadığından, kaçamayacağını anladığından, delirenler vardı"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


Türkiye 
Normunu Konuşturuyor

 


30 Ağustos 1922: Vatanın Mukaddes Ocağında Düşmanın Boğulduğu Gün...


"Kahramanlık meziyetleri ve yüksek vasıflarını en mühim muharebe meydanlarında" ispatlamış Türk Ordusu, "Büyük muharebeden çıktığımız en zayıf bir zamanımızda... Ortadoğu sorununa bir çözüm bulmak" adı altında, "bütün memleketi çiğnemek ve bütün halkı perişan etmek için üzerimize hücum eden düşmana karşı, hiçbir sebep ve suretle değiştirilmesine fırsat vermediği kesin iradesiyle" 80 yıl evvel 26 Ağustos 1922 sabahı giriştiği "Büyük Taarruz"da, kesin darbesini bugün, 30 Ağustosta indirdi. Savunma hatlarını 48 saat içinde yararak kuşatmaya başladığı Yunan istila ordusunu, 30 Ağustos günü "Başkumandanlık Meydan Muharebesi"nde bozguna uğratarak, Türk milletinin zaferini ilân etti.

Daha bir yıl evvel, 1921 yılının 26 Ağustos sabahı, birkaç gün içinde silip süpürülecek bir "enkaz yığını... Kemalist serseri sürüleri" olarak hakir gördüğü, fakat üstün ateş gücüyle 22 gün 22 gece cehenneme çevirmesine rağmen savunma mevzilerini bir türlü çökertemediği, kuşatmayı başaramadığı Milli ordumuzun yıldırım hızıyla indirdiği bu darbeyle, Karadağın doruklarında söylenen gerçekleşmiş, istila ordusunun direnci kırılmıştır. Milli ordunun baskın şeklinde indirdiği darbeyle şaşkına uğrayan düşmanın, artık Anadolu topraklarını hızla terketmekten başka çaresi yoktur.

3 yıldan fazla bir süre, her kesimden anti-millici işbirlikçilerin, Türk düşmanlarının desteğiyle, Batı Anadolu topraklarında bir takım ham hayaller peşinde macera arayan düşman, 9 gün sürecek bir kovalamaca sonunda, "rejim değişikliği"ne hazırlık kabilinden "Batı Anadolu Özerk Devleti" ve gerçekleşmesine ramak kalan "İyonya Devleti" projeleriyle birlikte vatan topraklarından atılacaktır.

Bağımsız Milli-ulusal devlet, Cumhuriyetin kurucu temel ilkeleri, kayıtsız şartsız millet hakimiyeti prensibleri etrafında, askeri, sivili, işçisi, işadamı, şehirlisi, köylüsü, sanatçısı, aydını, kadını, erkeğiyle, birlik ve bütünleşme yolundaki Türk milleti olarak, Milli mücadeleyi kazandıran 30 Ağustos Zaferi'nin 80. Yıldönümünde, Başkumandan ve Kurucu Ulusal Önder Mustafa Kemal Atatürk'le silâh arkadaşlarını, bütün şehitleri, zafere hizmeti geçen yüzbinlerce isimsiz kahramanı, şükran ve rahmetle anıyoruz.

Bugün, Merkezidoğu'da gerçekleştirilmeye çalışılan bir projenin parçaları olarak, Kıbrıs'tan Kuzey Irak'a, Anadolu'dan Trakya'ya, hortlatılmak istenen eski projelere, 80 yıl evvelki Milli Kararlılıkla fırsat verilmeyecektir.

Milli Kararlılığı, heyecanı korurken, dahada yükseltirken, iç bozgunculuğa, iç kargaşa kışkırtıcılığına düşülmeyecek... Fakat, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşunu sağlayan "Ya istiklal, Ya ölüm... Ya teslimiyet Ya bağımsızlık!" şiarını reddeden bir uyuşukluğa, Milli-ulusal devlet yıkıcılığına göz yuman bir çekingenliğe, tam teslimiyetçiliği örten bir kuru hoşgörü rehavetine kapılmak, Türk milletinin ruhu demek olan "ordu-millet gerçeği"ni unutmakda doğru değildir.

Türk medyası sesini yükseltmeli, ancak çok dikkatli olmalı. Dikkatten kasıt, mesela, "Türkiye-Kuzey Irak ilişkileri"... "Kuzey Irak'lı yetkililer; 'Türkiye Kuzey Irak için önemli bir ülkedir' dedi"... benzeri televizyon "haberleri"...

Türk Milleti, geri dönülemez son noktaya gelindiğinde, askeri ve siviliyle, tek bir yürek, tek bir ses, tek bir yumruk halinde bütünleşerek, topyekün savaş vermeyi göze almıştır.

Şartlar icap ettirdiğinde, "memleket ve milletin maddi mânevi bütün kuvvetlerini bu sonucun alınmasına yöneltmek için, hiç bir tedbir ve teşebbüste müsamaha etmeden, ne yer ve zamanla ve ne de vatan mefhumu karşısında teferruattan ibaret olan diğer düşüncelerle kayıtlı olmadan" evvela Sakaryayı, hemen bir yıl sonra "Büyük Taarruz"u başaran Türk Milleti, 80 yıl evvel bu başarıları kazandırıp, devleti kuran kadroların sahip olduğu "yüksek azim ve imân ile" bunu bir defa daha yapacaktır.

Birlik ve Bütünleşme

 


"Büyük ve asil Türk Milleti!

"Batı cephesinde, 26 Ağustos 1922'den beri başlayan taarruz hareketlerimiz; Afyonkarahisar'ı Altıntaş, Dumlupınar arasında büyük bir meydan muharebesi halinde, beş gün, beş gece devam etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının yiğitlik, şiddet ve sürati, Allah'ın yardımının görünmesine vesile olmuştur.

Zalim ve mağrur düşman ordusunun aslî unsurları, akıllara dehşet verecek katiyetle imha edildi. Teşkilât ve teçhizatı gibi, gelenek ve zaferleri ve ismi, yalnız milletimizin şuurundan, ezelî ve ebedî imânından vücut bulan ordularımızı, fedekârlıklara lâyık olarak size takdim ediyorum"

"En büyük kumandanından, en genç neferine kadar ordularımıza hâkim olan fikir, milletin gösterdiği vazife uğrunda şehit olmaktır"

"Milletimizin bünyesindeki kudret ve ülküyü, üç buçuk sene evvel, çalışma arkadaşlarımla ifade etmeye başlayarak, dayanılmaz güçlükler içinde devam eden mücadelelerimizin neticeleri artık meydandadır. Milletin oy ve iradesine dayanılan her işin neticesi, millet için hayır ve selâmet olduğu sabit olmuştur."

"Milletimizin istikbali emindir. Ve vaadolunan zaferi ordularımızın elde etmesi muhakkaktır"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

1 Eylül, Dumlupınar