Gerçek Arafat Budur...

"...Arafat'ın sırrı bütün duygularımızı yaşamasındadır.
Arafat sadece bir siyasi simge değildir. 
Bütün korkularımızı, bütün rüyalarımızı ve bütün sıkıntılarımızı yaşadığını hisseder ve biliriz.
Herhangi bir Filistinli ızdırap çektiğinde, Arafat acı çeker.
Savaşçılarımızdan biri öldürüldüğün de, Arafat'ın da küçük bir parçası öldürülmüştür.
Çocuklarımızdan biri doğal nedenlerle de olsa öldüğünde, Arafat'ın bir parçası ölür. 

Gerçek Arafat budur... 

Sadece bizim liderimiz değildir. 
Tek bir kişide toplanan bütünümüzdür, bütün duygularımız, bütün güçlü yanlarımız, bütün zayıf noktalarımız, bütün çelişkilerimizdir...

Anlayabiliyormusunuz?"... 

Ebu Cihad 







Ağır silâhlarla donanmış İsrail kuvvetleri, dün sabaha karşı Ramallahı'ı istila etti...
Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın Karargâhınıda işgal eden saldırganlara karşı bütün Filistin vatanı tek vücut.

Arafat Filistin'dir, Filistin Vardır!... 

(Yeni Taşlıtarla Postası)


İç sayfalarından alıntılar

"Daha düne kadar, dilinden, "Üçüncü dünya diktatörleri", "Bağdat'a hücum!", "Arap, silâhtan anlar!", "Modası geçmiş bağımsızlığın, köhne yurtseverliğin, vatanseverliğin temsilcisi baskıcı Arap zihniyeti" edebiyatını dillerinden düşürmeyen medya içindeki Birlik Ve Bütünleşme düşmanları, benzeri durumlarda hep yaptıkları gibi, ilerde, İsrail'in saldırısı kanıksandığında derhal unutup, Irak'a yönelik aynı savaş kışkırtıcılığı görevine dönmek üzere, şu sıralarda, 'silâhla, külahla bir yere varılamayacağı' gerçeğini keşfetmiş bulunuyorlar"

"İsrail'in Ramallah'a ve Arafat'ın karargâhına yönelik saldırısını 'kabul edilemez' bulan Ankara Hükümeti, bu doğru tutumu devam ettirmeli, isteyipte atamadığı adımlar için değerlendirmeyi bilmeli. 

-Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletlere üye, milli egemenliği resmen tanınan, yine kendisi gibi ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Irak Cumhuriyeti'nin başşehri Bağdat'a şimdiye kadar dış baskılarla bir türlü gönderemediği büyükelçisini göndermeli, Irak'taki merkezi otoriteyi "yarım tanımadığını, aksine tam tanıdığını" göstermeli... Dolaylı Enosis"i gerçekleştireceğini açıkça söyleyen AB'nin baskısıyla şekillendirilen "yutulma yasaları" ile ilgili tartışmalarda, "muğlak, yoruma açık" ifade ve durumların "siyasi mahzurlarına" dikkat çeken hukukçular, siyasetçiler, "Irak'ın merkezi otoritesini tanımakla tanımamak arasında, muğlak, yoruma açık tuhaf durumun" bir an evvel düzeltilmesi talebinde bulunmalı, hükümeti bu adımı atmaya cesaretlendirmeli... 
Gerekli kamuoyu baskısını oluşturmak için bir an evvel harekete geçmeli...

-AB'nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik politikasında gözlenen çifte standarda haklı olarak karşı çıkan Hükümet, AB'nin Türkiye'ye yönelik tutumunun bir benzerini, ABD, İsrail, İngiltere'nin baskılarıyla komşu Irak'a bombardıman ve ambargo olarak fazlasıyla sergileme yanlışından bir an evvel kurtulmalı... 

Türkiye'ye aynı şekilde karşılık vermeyen Irak'a yönelik politikada, bombardımandan, ambargodan tut, Irak içinde merkezi otoriteyi tanımayan komplocu, entrikacı unsurları adeta "Devlet Başkanı" olarak ağırlamaya kadar çifte standart uygulamaktan vazgeç ki, AB'nin çifte standardına karşı mücadelenin haklı, maddi bir zemini olsun. 

-Ramallah şehrine düzenlediği saldırıyı "kabul edilemez" bulduğu İsrail'e Manavgat ırmağını veren Türkiye, kendisinin de katılmaya mecbur tutulduğu kapı komşusuna yönelik ambargo uygulamasına, 'Bir siyasi mücadele aracı olarak, bebekleri, çocukları, onların ekmeğini, sütünü, yiyeceğini, ilâcını keserek plânlı programlı bir şekilde öldürme vahşetinden başka bir şey olmayan bu uygulamanın 21.yüzyılda yeri olmadığını, bir politik mücadele aracı olarak ambargo uygulamasının kabul edilemeyeceğini' ifade ederek tamamen yada kısmen son verebilir. Bu adım atılabilir. 

"Yapamayız, gücümüz yok"... yok. Yapmak isteyen yapar. Türkiye'nin yapma gücüde var, isteği de, iradesi de... 


(Yeni Taşlıtarla Postası)

 

31 Mart 2002